Azla Mutlu Olmak

Neredeyse tüm yaşantımızı daha fazlasına sahip olmak adına planlayıp, yaşıyoruz artık. Şu anda neye sahipsek sürekli daha fazlasına sahip olmayı arzuluyoruz. Bunu da “insan doğası” diye gösterip, normal ve doğru bir şeymiş gibi kabulleniyoruz. Bunun için de nefes almadan çalışıyor ve para kazanıyoruz. Sadece para kazanmaya odaklı çalıştığımızdan dolayı da, ne işimizden keyif alıyoruz ne de kazandığımızın keyfini sürebiliyoruz.

Mesela, daha fazla kazanıp daha fazlasıyla yaşamak için sağlığımızdan oluyoruz çünkü insan olarak bizler bu kadar fazla stresin altında yaşamak için programlanmadık. Sonra da, tüm kazandıklarımızı  sağlığımıza yeniden kavuşmak için harcıyoruz, kısır bir döngü içinde gidip gelerek. Peki aradan geçen yıllarda yaşantımızdan gerçekten keyif alarak yaşamış oluyor muyuz? Hayır. Aksine daha fazlası için sürekli kendimizden bir şeyler eksiltiyoruz.

Şimdi bir düşün, senin daha fazla listende neler var?

  • ev
  • daha büyük bir ev
  • araba
  • daha iyi bir araba
  • daha fazla ayakkabı
  • daha fazla kıyafet
  • daha fazla oyuncak
  • daha iyi mobilyalar
  • en yeni teknolojik aletler

Peki tüm bunlara sahip olunca ne oluyor? Tatmin olmuyoruz. Çünkü, tüm bunların da daha iyisi, yenisi, daha fazlası var. Ve bu sefer gözümüz onlara takılıyor. Televizyon kanallarında, dergi ve gazetelerde, maillerde, bloglarda, afişlerde, cep telefonumuza gelen mesajlarda sürekli daha fazlasına sahip olmamız için bizi cesaretlendiren reklamlar dönüp duruyor.

Mesela, 3 odalı evden 4 odalı eve çıkmak istiyorsun. Ev aramaya başlayınca, birden “havuzlu site” olsun diyorsun (belki de o havuza yılda 2, bilemedin 3 kere gireceğini bile bile). İçinde spor salonu olan siteleri görüyorsun, manzarası olanları görüyorsun. En sonunda ya limitlerini zorlayıp, çok büyük kredilerin altına girip, gelecek 20 yılını büyük borçlara endeksli yaşıyorsun ya da mecburen bütçene göre olan eve çıkıp, aklında diğer evler, boynunu büküyorsun. Her iki durumun da ortak noktası, mutsuz ve tatminsiz olarak yaşamaya devam edecek olman.

Şimdi kendine sor: senin için ne kadarı yeterli?

Eğer mutluluğunu satın alınabilecek şeylere yüklersen, hep daha fazlasına sahip olmayı isteyeceğin için hiçbir zaman gerçek anlamda mutlu ve tatmin olmuş olarak yaşayamazsın. Ama sahip olduklarının kıymetini bilip, onlarla mutlu olursan, yaşamın büyük oranda kolaylaşacağından, kendi standartlarını yükseltirken üzerinde baskı ya da mecburiyet hissetmeyeceksin.

Üretip keyif alarak yaşarsan, zaten standartlarının yükseldiğini göreceksin. Mutluluk daha fazlasına sahip olmakta değil, elindekiyle tatmin olabilmekte saklıdır ilk olarak.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.