Bir kadının hikayesi

IMG_4036Bir varmış bir yokmuş, iki çocuklu bir kadın yaşarmış gizli mutsuzluklar ülkesinin birinde. Bu kadın, çevresinde olup biteni, başına her geleni alışılagelmiş mutsuzluk algısıyla benimser ve bu şekilde hayatından şikayet ederek yaşarmış. Ama sanırmış ki, yaşam böyle ve bu şekilde yaşamak olması gereken, normal bir şey.

İşleri varmış, yemek yapmalıymış, çocukları doyurmalı, çamaşırları makineye atmalıymış. Bu kadının ütülenecek gömlekleri, yıkanacak bulaşıkları ve sürekli dağılan bir evi varmış. Hep bir şeylere yetişmek için çabalar, didinir ama her günü yine hiçbir şeye yetişememe duygusuyla bitirirmiş. Kadın sözde mutlu aile, mutlu çocuklar kavramını çok önemsermiş ama
mutsuzluklar ülkesinde bu kavramlar öyle üstünkörü ele alınırmış ki, kadın tüm yaptıklarıyla mutlu bir ailede mutlu çocuklar yetiştirdiğine inanırmış.

Gel zaman git zaman, kadın kendince hiç sebepsiz, ağlamalara başlamış. Çok yorgunmuş, çok kırıkmış. Ama kendini onaracak bir lokma bile gücü yokmuş. Tüm enerjisini, sözde mutlu aile kavramını oturtabilmek için, kendini paralayarak harcıyormuş.

Kendini unutmuş bu kadın; kim olduğunu, neyi neden yaptığını, hayallerini, kendi isteklerini, zevklerini unutmuş. Kadın kendi gözlerinin rengini bile unutmuş.

Bir gün, bir aynanın yanından geçerken gözü takılmış aynadan yansıyan görüntüye. Bu görüntü, tanımadığı birinin görüntüsüymüş. Telaşı gözlerine yansımış, omuzları düşmüş, iki büklüm olmuş yabancı bir kadının görüntüsü varmış aynada, öyle yaşlı, bakımsız ama en çok da mutsuz. Kadın önce korkmuş, etrafına bakınmış ama hiç kimseleri görememiş. Sonra tekrar aynaya bakmış, daha yakından, daha dikkatli…

Ve kadın gözlerini görmüş.

Aynada kendi gözlerini görmüş ve unuttuğu gözlerinin rengini hatırlayıvermiş; mavi. Şaşırmış kadın. Dokunmuş saçlarına, yüzüne. Gülümsemeye çalışmış ama bu gülümseme çok da oturmamış aynadaki yansımasına. İyice yaklaşmış aynaya, neredeyse burun buruna gelmiş yansımasıyla. Durmuş, gözlerinin ta en içine bakmış, en derinlere…

 Biraz daha yaklaşınca, bir çocuk görmüş kadın aynada.

Çocukluğu gözlerinden akan bir çocuk…

Kendi özlediği,  büyüyüp yetişkin olduğu için bir daha hiç adını bile anmadığı çocukluğunu fark etmiş kadın.

Sonra kendi çocuk gözlerini görmüş gözbebeklerinde.

Zar zor gülümsemiş çocukluğundaki kendine, gözlerinde yaşlarla. Açmış ağzını, tam bir şeyler söyleyecek, birden sarılmak istemiş içindeki çocuğa. Tutup ellerinden, kucağına almak, saçlarını okşayıp, sıkıca sarılmak istemiş kendine.

Ve kendi ellerini dolamış bedenine “sana söz çocuk, hep içimde kalman için elimden geleni yapacağım…”

Bir daha gülümsemiş kadın, ama bu sefer bu gülümseme tastamam oturmuş içindeki çocuğun suratına. Daha çok gülmüş, elleriyle göz yaşlarını silerken. Suçlamamış kimseyi. Sadece farkına varmış kadın her şeyin.

Kadın kendini hatırlamış.

Kadın kendini nerede kaybettiğini hatırlamış. Kadın kendini niçin kaybettiğini de hatırlamış.

O gün söz vermiş kendine, aynadaki yansımasına bakarak; önce ben diyebilmek için.

Ve o günden sonra, kadın yeniden kendine dönmüş yavaş yavaş. Her gün biraz daha fazlalaşmış. Hayatını omuzlarında bir yük olarak değil, avuçlarında tuttuğu bir cevher gibi görmeye başlamış. Ne yaparsa yapsın, çevresini mutlu etmek için, işe önce kendinden başlaması gerektiğini anlamış. Kendini sevmeye, küçücük anlardan kıymetli mutluluklar yaratmaya söz vermiş kendi için. Kendisini ailesine adayacak bir kurban olarak değil, onlarla beraber güçlü bir şekilde hayatı paylaşacak ayrı bir birey olarak görmeye karar vermiş.

Kadın, hayatın özünde basit olduğunu ve onu zorlaştıranın kendisi olduğunu da fark etmiş ve aynada kendini fark ettiği o gün hayatını özüne uygun yaşamak için de söz vermiş kendine.

Not: Bu hikayeyi senin için yazdım. Biraz da kendini uzaktan oku diye, fark et diye. Aynada gözlerine bir an önce bak ve kendini bul diye…

Bir kadının hikayesi” üzerine 4 yorum

  1. ceyda dedi ki:

    yazılarınızı cok severek okuyorum. özellikle buna bayıldım. kaleminize, duygularınıza, dusuncelerinize saglık!

  2. mambur dedi ki:

    Yazilariniz cok guzel cunku yanliz degilim diyorsun ve demekki bir ümit var…dipte gibiyim ,toparlayamiyorum kendimi,butun gun ayakta ama aksam yararken yine yetememe ,işe yaramama duygusu ….11ay once dorduncu bebemi kucagima aldim …umarim bu olumsuz duygular gecer

    • selen dedi ki:

      Geçer kardeşim, sen kendini bırakmazsan eğer her şey gelir geçer… Teşekkür ederim sözlerin için. Sevgiler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.