Kapsül Gardırobum

Biliyorsun, Instagram hesabımdan da ilan ettiğim üzere bu senenin modasının adı “Takmıyorum 2017 Modası“. Tabii, “takmıyorum” dediysek, “üzerime çuval giysem yakışır” modunda girmedik. Elbette renk, uyum, uygunluk, yakışma gibi kriterlerimiz var. Burada takmadığım konu, istisnasız her sezon bizleri alışveriş dergilerindeki ve reklam kataloglarındaki “yeni moda” diye adlandırılan kıyafetleri satın almaya yönlendiren sistemin ta kendisi. Artık adına ne dersen. Okumaya devam et

Planlar alt üst olduğunda yapılacak en iyi iki şey

Bir anne için, kendine vakit ayırabileceği en değerli zamanlar, çocukların uyuduğu anlardır, bunu anne olan herkes bilir. Bu uykunun ise en makbulü öğlen uykusu zamanıdır ki o da eğer çocuğunun öğlenleri uyuma alışkanlığı varsa, yoksa mecbur gece uykusunu bekleyeceksin. Ama şu da çok bilinen bir gerçektir ki, sen çocuğunun uyuduğu zaman için plan yaparsan, o çocuk planlarını hisseder ve her zamankinden farklı bir saatte uyur ya da uyumaz, ya da uyanmaz. Okumaya devam et

Çok anne hiç anne

Günümüzün en moda tabirlerinden biri multitasking, yani özünde bir koltuğa on karpuz sığdırabilmek… tek bir görev insanı değil, çoklu görev insanı olabilmek… elini attığın her işten alnının akıyla çıkabilmek. Ve bu tabirden elbette, anneler de payını alıyor. Öncelikle, her işi yapabiliyor olacaksın. Yok öyle sadece çocuğunu büyütüp onunla ilgilenmek. O ne öyle? Ne banal… Okumaya devam et

İki çocukla tatil

IMG_6295Aslında başlığı sadece “çocukla tatil” koyacaktım ama eskilerin dediği bir söz vardır “bir çocuk tek çocuk, iki çocuk çok çocuk, üç çocuk hiç çocuk” diye ondandır değiştirdim. Çünkü aslında çocukla tatil, iki çocukla tatil ve üç çocukla tatil dediğimiz şeyler birbirinden oldukça farklı deneyimleri içerir. Elbette bu ilk tatilim değildi, ama Oğuz’un bebeklikten çıkıp (bana göre hala ağzı süt kokulu bebek ya neyse) kendini çocuk olarak gördüğü, bunu idrak etmeye başladığı ilk tatilimdi.  Okumaya devam et

Bir kadının hikayesi

IMG_4036Bir varmış bir yokmuş, iki çocuklu bir kadın yaşarmış gizli mutsuzluklar ülkesinin birinde. Bu kadın, çevresinde olup biteni, başına her geleni alışılagelmiş mutsuzluk algısıyla benimser ve bu şekilde hayatından şikayet ederek yaşarmış. Ama sanırmış ki, yaşam böyle ve bu şekilde yaşamak olması gereken, normal bir şey.

İşleri varmış, yemek yapmalıymış, çocukları doyurmalı, çamaşırları makineye atmalıymış. Bu kadının ütülenecek gömlekleri, yıkanacak bulaşıkları ve sürekli dağılan bir evi varmış. Hep bir şeylere yetişmek için çabalar, didinir ama her günü yine hiçbir şeye yetişememe duygusuyla bitirirmiş. Okumaya devam et

Kırmızı ruj neden sürülür?

IMG_5203Bu sabah evden çıkmadan, elime hiç tereddütsüz kırmızı rujumu alıp, dudaklarıma götürdüğümde aklıma düştü ilk soru;  neden kırmızı ruj sürüyorum? Bazı zamanlar, bana o kadar abartılı, frapan, o kadar fazla geliyor ki, değil sürmek yanıma bile almıyorum. Fakat bazı zamanlarda da, ki bunu özellikle şu son bir kaç gündür yaşıyorum, her dışarı çıkışımda kırmızı ruj sürmek geliyor içimden. Abartılı gelmeyi bırak, gayet doğal geliyor o zamanlar dudağımdaki kırmızı ruj, sanki bir eksiği kapatırmış gibi, sanki onu sürünce “hıh, “işte şimdi tam oldu” dermiş gibi. Okumaya devam et

Bahar yorgunluğuna son

IMG_2805

Sorun baharda değil!

Hani bir şarkı vardı ya “ben her bahar aşık olurum” diye sözleri olan, işte her bahar benim dilime dolanan bir şarkıdır bu. Çok severim, mutlaka da her bahar dinlerim. Ama benim sorunum bahar geldiğinde içime dolan aşk ile değil, aksine çok mutlu oluyorum bu durumdan. Asıl sorun o şarkının benim dilime “ben her bahar yorgun olurum” olarak dolanması.  Okumaya devam et

Ya sabır!

IMG_2284

Hayalimdeki sahne gerçek oldu

Anne olmak, evet çok ulvi bir şey. Anne olmak, çok harika bir şey aynı zamanda da. Fakat, hep mi harika bu annelik? Her şey her zaman toz pembe mi? Annelerin de bazen her şeyden bunalıp “ücretsiz izne” çıkma hakkı yok mu? Anneler çocuklarından kafayı kaldırıp, azıcık sakinlik, sessizlik, dinginlik isteseler çok mu? Bence hiç de çok değil! Yukarıda saydığım her şeye, her annenin ihtiyacı vardır. Hatırlatayım ki, anne kişisi de en nihayetinde etten kemikten yaratılmış bir insan evladıdır. Ona da yazıktır, günahtır. Ve sabır en çok ona lazımdır.  Okumaya devam et

Doğum sonrası kilo alanlar

IMG_2011

Ne kilo yapar? Ne süt yapar?

Ben hamile kalmayı kafaya ilk koyduğum andan beri kilo konusuna hiç takılmadım. Çevremde çok kişi var ama, alacağı kilolardan korkup hamileliği ve çocuk doğurmayı öcü gibi gören. Her ne kadar onları ikna etme konusunu bir zamanlar kendime misyon edinmiş olsam da, sonra bu işlere pek burnumu sokmamaya karar verdim. Zira, kilo konusu hassas bir konudur kadınlar arasında. Risk almaya gerek yok. Okumaya devam et

Banyo meselesine çözüm

IMG_0541

Annenin banyo sorunsalı!

İki çocukla yaşamın, çok tipik bir sahnesini anlatacağım şimdi. Çocuklar kendi hallerinde oyuna dalmış, sen eline kitabını ve kahveni almış, eşin de kendi halinde bir şeylerle uğraşıyor, öyle takılıyorsunuz işte. Sonra sen, “kızım her şey bu kadar mükemmel ise ne duruyorsun, hadi kalk ve hemen kendini banyoya at” diyorsun. Ve uyuyan yılanları uyandırmaktan çekinerek, sessiz ve çevik adımlarla banyoya giriyorsun.  Okumaya devam et

Ev(ren)sel Anne Hakları Bildirgesi

IMG_0512

Anneyiz, haklıyız!

Bir sürü kimlikle dolanıyoruz hayat içinde, farkındasın değil mi? Birinin annesisin, birinin sevgilisi, başkasının öğretmeni, ötekinin arkadaşı, birinin sırdaşı, birilerinin doktoru, müdürü, çalışanı, patronu, dostu, kardeşi, evladı…Ve üzerindeki bütün kimliklerin senin hayattaki duruşuna kattığı bir şeyler var. Yine de, hayatta ne kadar fazla kimliğe sahip olduğun değildir senin mutluluğunu sağlayacak olan şey. Önemli olan, o kimliklerin içinde bile senin kendini, aslını unutmamandır. Okumaya devam et