Azla Mutlu Olmak

Neredeyse tüm yaşantımızı daha fazlasına sahip olmak adına planlayıp, yaşıyoruz artık. Şu anda neye sahipsek sürekli daha fazlasına sahip olmayı arzuluyoruz. Bunu da “insan doğası” diye gösterip, normal ve doğru bir şeymiş gibi kabulleniyoruz. Bunun için de nefes almadan çalışıyor ve para kazanıyoruz. Sadece para kazanmaya odaklı çalıştığımızdan dolayı da, ne işimizden keyif alıyoruz ne de kazandığımızın keyfini sürebiliyoruz. Okumaya devam et

Kapsül Gardırobum

Biliyorsun, Instagram hesabımdan da ilan ettiğim üzere bu senenin modasının adı “Takmıyorum 2017 Modası“. Tabii, “takmıyorum” dediysek, “üzerime çuval giysem yakışır” modunda girmedik. Elbette renk, uyum, uygunluk, yakışma gibi kriterlerimiz var. Burada takmadığım konu, istisnasız her sezon bizleri alışveriş dergilerindeki ve reklam kataloglarındaki “yeni moda” diye adlandırılan kıyafetleri satın almaya yönlendiren sistemin ta kendisi. Artık adına ne dersen. Okumaya devam et

Sebze yemez misin küçük kız?

Yemek konusu, hassas iştir anneler arasında. Daha önce de yazdığım gibi; her anne, çocuğunun doyma eşiğini farklı olarak belirler, çocuktan tamamen bağımsız olarak. Bu, genelde bizim kültürümüzün bir parçasıdır. Karşımızdakinin doyup doymadığına biz karar veririz. Bu karar verme çocuklarımızla başlar, misafirlerimize kadar gider. Mesela, tabağında börek mi bırakmış Okumaya devam et

Basit ve Mutlu Yaşam – Bir annenin dönüşüm hikâyesi

Aslında her şey 2009 yılında anne olmamla başladı. 26 yaşımdaydım. Çevremde bırak çocuk doğurmayı, henüz evlenmeyi bile düşünen, doğru dürüst bir arkadaşım bile yoktu. Herkesin kafası, yapacağı kariyerde, gezeceği göreceği yeni ülkelerde, seyahatlerde, gideceği dans kurslarında, izleyeceği tiyatro oyunlarında, filmlerde iken, yani kısacası üniversite sonrası çevremdeki çoğu kişi kendi hayatını özgürce yaşayacağı bir dönemi deneyimlerken, ben sırtımdan soğuk terler dökerek bebek emzirmeye çalışıyordum.  Okumaya devam et

Planlar alt üst olduğunda yapılacak en iyi iki şey

Bir anne için, kendine vakit ayırabileceği en değerli zamanlar, çocukların uyuduğu anlardır, bunu anne olan herkes bilir. Bu uykunun ise en makbulü öğlen uykusu zamanıdır ki o da eğer çocuğunun öğlenleri uyuma alışkanlığı varsa, yoksa mecbur gece uykusunu bekleyeceksin. Ama şu da çok bilinen bir gerçektir ki, sen çocuğunun uyuduğu zaman için plan yaparsan, o çocuk planlarını hisseder ve her zamankinden farklı bir saatte uyur ya da uyumaz, ya da uyanmaz. Okumaya devam et

Çok anne hiç anne

Günümüzün en moda tabirlerinden biri multitasking, yani özünde bir koltuğa on karpuz sığdırabilmek… tek bir görev insanı değil, çoklu görev insanı olabilmek… elini attığın her işten alnının akıyla çıkabilmek. Ve bu tabirden elbette, anneler de payını alıyor. Öncelikle, her işi yapabiliyor olacaksın. Yok öyle sadece çocuğunu büyütüp onunla ilgilenmek. O ne öyle? Ne banal… Okumaya devam et

Basit yaşam mı?

Etrafımdakilere ilk olarak basit yaşam dediğimde, ki bu yaklaşık bi 6 yıl önceye falan tekabül ediyor, edindiğim ortak görüş şu idi; basit yaşam sorumsuz yaşam demek. Bir nevi kafayı sadece doğal ve ekolojik yaşama, geri dönüşüme ve organik beslenmeye takmış, sürekli yoga yapan, hiçbir teknolojik aleti kullanmayan ve durmadan kendiyle uğraşıp duranların benimseyeceği bir yaşam biçimi. Okumaya devam et

Basit ve mutlu yaşam

Kendinde sevmediğin veya değiştirmek isteyip de değiştiremediğin ne varsa, evren karşına hep onu çıkartıp durur. Ta ki sen anlayana kadar..

Ben de senin gibi şehir hayatının içine sıkışmış, içinden çıkılmaz gibi görünen görev ve sorumlulukların altında kaybolmaya başlamış, ev hayatı, iş yaşamı, özel yaşam, eş, çocuk derken Okumaya devam et

Çocukla basit yaşam mı?

Çocukla basit bir yaşam mümkün mü? Evet, bence mümkün ve hatta mümkün olmanın yanısıra bu durumun aksi insanı çıldırtabilir (özellikle de anne kişisini). Çocuklar zaten başlı başına bize muhtaç ayrı bireyler; yedir, içir, giydir, gezdir, okut, oyunlar oyna… ve daha bir sürü şey. Yani kimse çocuklu hayatın çok kolay olduğunu iddia edemez. Üstelik evin içinde kapladıkları alan da kendi fiziksel boyutlarından çok daha fazla, hele hele henüz çok küçükken. Neler mi var? Okumaya devam et