“Şımarık Çocuk – Bir Şehir Efsanesi”

Okuduğum ve burada paylaşmak istediğim kitaplar bir hayli birikti aslında. Hepsini bir an önce paylaşmak istiyorum lakin arayı açabiliyorum zaman zaman. Bu sefer elimde tuttuğum kitap eminim birçok anne babanın dikkatini çekecek bir eser; Şımarık Çocuk – Bir Şehir Efsanesi. Alfie Kohn tarafından kaleme alınmış ve “Görünmez Adam Yayıncılık” vasıtasıyla okurlarla Okumaya devam et

Biat etmek ve ebeveynlik

Bizim kültürümüzde, hemen hemen herkesçe bilinen ve kabul edilen bir “ideal çocuk kavramı” var. Peki, buna göre nasıl olmalı ideal çocuk? Uslu. Evet, her şeyden önce uslu olmalı. Senin dediklerini dinlemeli, sözünden çıkmamalı, sen ne dersen kabul etmeli. Bunu, şimdilerde pek popüler olan bir kelimeyle tanımlarsak sana biat etmeli çocuğun. Bu benim görüşüm değil, ama hala çok yaygın olan ve daha da yayılması beklenen bir görüş maalesef. Okumaya devam et

Sebze yemez misin küçük kız?

Yemek konusu, hassas iştir anneler arasında. Daha önce de yazdığım gibi; her anne, çocuğunun doyma eşiğini farklı olarak belirler, çocuktan tamamen bağımsız olarak. Bu, genelde bizim kültürümüzün bir parçasıdır. Karşımızdakinin doyup doymadığına biz karar veririz. Bu karar verme çocuklarımızla başlar, misafirlerimize kadar gider. Mesela, tabağında börek mi bırakmış Okumaya devam et

Devlet okulu mu, Özel okul mu

Hem bir eğitimci, hem de bir anne olarak bu konuda bir şeyler yazmayı uzun zamandır düşünüyordum. Çünkü kendimden de tecrübe ettiğim üzere, okul çağına yaklaşan bir çocuk, anne baba için yeni maceraların habercisidir ve “okul seçimi” birçok anne babanın uykusunu kaçıran bir mevzuudur. Öncelikle, bu konuda ilk olarak söylemem gereken şeyi, en başta Okumaya devam et

Ödevler vs Çocuklar

Aslında bu yazıyı ödevler konusuna ilk başladığımda yazıp bitirmeliydim ama araya başka mevzular ve bir adet yer fıstıklı kurabiye tarifi girdi. Sağlık olsun.

Ödevlerin aileler ve öğretmenler tarafından neler ifade ettiğini ve bu durumun eğitim sistemi içinde öğretmenleri ve aileleri nasıl etkilediğini yazmıştım daha önceki yazılarımda. Okumaya devam et

Çocukla basit yaşam mı?

Çocukla basit bir yaşam mümkün mü? Evet, bence mümkün ve hatta mümkün olmanın yanısıra bu durumun aksi insanı çıldırtabilir (özellikle de anne kişisini). Çocuklar zaten başlı başına bize muhtaç ayrı bireyler; yedir, içir, giydir, gezdir, okut, oyunlar oyna… ve daha bir sürü şey. Yani kimse çocuklu hayatın çok kolay olduğunu iddia edemez. Üstelik evin içinde kapladıkları alan da kendi fiziksel boyutlarından çok daha fazla, hele hele henüz çok küçükken. Neler mi var? Okumaya devam et

Ödevler vs Aileler

Aslında konuya damardan girecektim ama neticede ben de bir eğitimciyim ve mahalle baskısından korktum. O yüzden biraz daha yumuşatarak yazacağım bu konunun özünü. Bir de klişe bir laf edeceğim yazımın başında müsaade ederseniz “burada eğitimci kimliğimle değil anne kimliğimle yazacağım”. Burada derken yani, tam şu an, bu yazıda demek istiyorum. Okumaya devam et

Çocuklara İngilizce nasıl sevdirilir – 2

IMG_8121Daha önceki yazıda çocuklara İngilizceyi sevdirmek için “”yapılması gerekenler” üzerinde durmuştum. Yaş aralığı, aktiviteler, oyuncaklar, oyunlar, kitaplar, şarkılar…hepsi bir önceki yazıda detaylarıyla var. Bu yazıyı okumadan önce 1. yazıyı okumanı tavsiye ederim. İstersen direk buradan ulaşabilirsin önceki yazıya.

Bazen hiçbir şey yapmamak, çok şey yapmaktan daha iyi olabiliyor, inan bana. Yani aslında aileler çocuklarının İngilizce öğrenmesi için yapılmaması gereken her şeyi farkında olmadan, yararlı olduğunu düşünerek, bilinçsizce yapacaklarına, hiçbir şey yapmasalar daha faydalı olurlar çocuklarına. Okumaya devam et

Çocuklara İngilizce nasıl sevdirilir – 1

Çocuklara İngilizce nasıl sevdirilirŞimdi eğer bahsettiğimiz şey, bir dil değil de, herhangi bir sebze yemeği olsaydı (nohutlu ıspanak mesela) ne yapardık? Çocuğa o yemeği sevdirmek için, o yemeği çocuğumuzun önünde ayıla bayıla, iştahla yerdik, yemeği renkli desenli tabaklarla servis ederdik, hatta belki o yemek için bir hikaye bile uydurabilirdik – “Nohutlu ıspanak seven kralın zaferi” gibi (yaparım ben öyle arada). Lakin burada bahsettiğimiz şey, bir sebze yemeği değil; dünyada yaklaşık 1,8 milyar kişi tarafından konuşulan en yaygın ortak dillerden biri. Dolayısıyla, bu konu biraz daha uzmanlık ve bilgi gerektiriyor. Okumaya devam et