Sebze yemez misin küçük kız?

Yemek konusu, hassas iştir anneler arasında. Daha önce de yazdığım gibi; her anne, çocuğunun doyma eşiğini farklı olarak belirler, çocuktan tamamen bağımsız olarak. Bu, genelde bizim kültürümüzün bir parçasıdır. Karşımızdakinin doyup doymadığına biz karar veririz. Bu karar verme çocuklarımızla başlar, misafirlerimize kadar gider. Mesela, tabağında börek mi bırakmış Okumaya devam et

Çocukla basit yaşam mı?

Çocukla basit bir yaşam mümkün mü? Evet, bence mümkün ve hatta mümkün olmanın yanısıra bu durumun aksi insanı çıldırtabilir (özellikle de anne kişisini). Çocuklar zaten başlı başına bize muhtaç ayrı bireyler; yedir, içir, giydir, gezdir, okut, oyunlar oyna… ve daha bir sürü şey. Yani kimse çocuklu hayatın çok kolay olduğunu iddia edemez. Üstelik evin içinde kapladıkları alan da kendi fiziksel boyutlarından çok daha fazla, hele hele henüz çok küçükken. Neler mi var? Okumaya devam et

İki çocukla tatil

IMG_6295Aslında başlığı sadece “çocukla tatil” koyacaktım ama eskilerin dediği bir söz vardır “bir çocuk tek çocuk, iki çocuk çok çocuk, üç çocuk hiç çocuk” diye ondandır değiştirdim. Çünkü aslında çocukla tatil, iki çocukla tatil ve üç çocukla tatil dediğimiz şeyler birbirinden oldukça farklı deneyimleri içerir. Elbette bu ilk tatilim değildi, ama Oğuz’un bebeklikten çıkıp (bana göre hala ağzı süt kokulu bebek ya neyse) kendini çocuk olarak gördüğü, bunu idrak etmeye başladığı ilk tatilimdi.  Okumaya devam et

Memeden kesme maceramız

IMG_4800İkinci çocuk olmasından dolayı, memeden kesme konusunda oldukça tecrübeli olduğumu düşünüyordum. Çünkü daha önce benzer durumdan Kağan ile geçmiş ve hiç sorun yaşamadan atlatmıştık. Geriye dönüp baktığımda, kendimi şimdiki kadar çaresiz hissetmediğimi hatırlıyorum. Demek ki neymiş? Her çocuk yeni bir tecrübe, farklı bir kişilikmiş. Ve her çocuk farklı bir anne doğururmuş. Aynı problemler iki kardeşte bile aynı çözümlerle çözülemezmiş. Ya da anne bile değişirmiş ve eski çözümleri tercih etmeyebilirmiş.
Okumaya devam et

Çocukluğu beslemek

IMG_4798

Çevrene bir bak; nerede umarsızca ve acımasızca hükmeden, yersiz ve düzeysiz eleştiren, anlayıp dinlemeden yargılayan, çevresinin mutluluğundan rahatsız olan birileri varsa, o kişilerin mutlaka çocukluklarıyla ilgili sorunları vardır.

Buradaki sorunlardan kastım, yeterince oyuncağa sahip olamamak, iyi okullarda okuyamamak, her istediğini elde edememek değil.

Çünkü aslında bu saydıklarım sorun değil… Okumaya devam et

Kızlar pembe erkekler mavi

IMG_0824

Birçok konuda olduğu gibi, çocuk yetiştirme konusunda da anne babadan daha yetkili olduğunu düşünen bir toplumumuz var. Ve, evet bizler de bu toplumun bir parçası olarak (en azından kendi adıma bunu söyleyebilirim), benzer düşünce kalıplarıyla yetiştirildik. Doğumdan itibaren, toplumun en belirgin etkisi ise cinsiyetçilik konusunda görülüyor, çocuk yetiştirme konusunda. Okumaya devam et

2 yaş sendromu mu? Yine mi?

IMG_1664

Olmak ya da olmamak. Aslında bütün meseleleri budur 2 yaşına girmiş minik yavruların. Bir yandan sonsuz bir özgürlük isterler ama bir yandan da senin onu sıkıca tutmanı beklerler, güvende olmak için. Kendilerini bir birey olarak görmeye başladıkları için, varlıklarının bir ağırlığı olduğunu düşünürler; kendi kararlarını vermek, kendi tercihlerini yapmak isterler. Ama öte yandan, bu kadar fazla sorumluluğun yükünü taşıyamayacak kadar da muhtaçtırlar sana. Okumaya devam et

Evde BOWLING turnuvası

IMG_1262

Hazır mıyız gençler?

Sömestr tatili rüzgar gibi geçti. Listemizdeki her şeyi yaptık, kar topu oynamak dışında. Onu da elimizde olmayan hava koşulları yüzünden yapamadık. Kar yağmadı. Oğlum da evde traş köpüğüyle kar yapıp, onla oynama yaşını biraz geçtiğinden mütevellit, o madde yerine bowling oynamayı önerdi.  Okumaya devam et

Sömestr tatil planı – Sıralı tam liste

IMG_0844

Sıralı tam liste…Hadi hayırlısı..

Beklenen an geldi ve çocuklar sömestr tatiline başladılar. Aslında şimdiki çocuklar “yarıyıl tatili” ya da “15 tatili” diyorlar buna ama eskiden beri ağız alışkanlığı olmuş, ben sömestr tatili diyorum. Bu tatil, aslında çocukların gerçekten eğlenmesi, oynaması ve keyif alması için harika bir fırsat. Ama elbette, kafanda plan olmazsa ve yapacaklarını önceden yazmazsan 15 günün, hiçbir şey yapmadan, göz açıp kapayıncaya kadar geçmesi an meselesi. Okumaya devam et

Bir küçük aşı hikayesi

image

Şu resimdeki küçücük, kırmızı minnak nokta var ya, bütün bir gün mızlanma sebebi olabilir. Çocuklar için, senin beklemediğin bir çok şey mızlanma sebebi olabilir aslında. Ama aşı..önemlidir. Ve bir çocuğun hayatında başına sıklıkla gelen bir olgudur.
Geçenlerde, yine böyle bir aşıdan sonra eve geldik, benimki “çok ağrıyor, yanıyor” falan demeye başladı durup durup. Ara sıra unutuyor ama aniden yeniden başlıyor söylenmeye.

Ben de hemen anlattım o ağrının ne anlama geldiğini. Dedim ki, ooo kolun ağrıyorsa süper bişey! Demekki vücudundaki askerler, aşıyla vücuduna yollanan askerlerle çok iyi anlaşmış ve içeride kutlama yapıyorlar. Dans ediyorlar, yerlerde sürünüyorlar, zıplıyorlar..o yüzden sen de kolunda acı hissediyorsun. İçeride kutlama var yani. Eğer mutsuz olup, anlaşamamış olsalardı somurtup sakince otururlardı ve aşı bir işe yaramamış olurdu. Onun için kolun ağrıyorsa, üzülme. Hatta gel, biz de bunu kutlayalım. 
Koca çocuk deyip, inanmaz deyip böyle hikayeler uydurmaktan geri kalma. Ben hep yaparım bunu. Her şeye bir hikayem vardır. İnanmasa bile, acısını unutup kikir kikir gülüyor, anne yaaa uydurma falan diyor, ama en azından bu hikayeyi onu rahatlatmak için uydurduğumu biliyor.
Bu bile acısını alıp götürmeye yetiyor.

Sen de anlat bu veya buna benzer bir hikayeyi çoçuğuna, aşı zamanlarında ya da hasta olduğu anlarda. Böylece, önemsendiğini bilir. Acısı da toz olup uçar gider..