Çocukla basit yaşam mı?

Çocukla basit bir yaşam mümkün mü? Evet, bence mümkün ve hatta mümkün olmanın yanısıra bu durumun aksi insanı çıldırtabilir (özellikle de anne kişisini). Çocuklar zaten başlı başına bize muhtaç ayrı bireyler; yedir, içir, giydir, gezdir, okut, oyunlar oyna… ve daha bir sürü şey. Yani kimse çocuklu hayatın çok kolay olduğunu iddia edemez. Üstelik evin içinde kapladıkları alan da kendi fiziksel boyutlarından çok daha fazla, hele hele henüz çok küçükken. Neler mi var? Okumaya devam et “Çocukla basit yaşam mı?”

Ödevler vs Aileler

Aslında konuya damardan girecektim ama neticede ben de bir eğitimciyim ve mahalle baskısından korktum. O yüzden biraz daha yumuşatarak yazacağım bu konunun özünü. Bir de klişe bir laf edeceğim yazımın başında müsaade ederseniz “burada eğitimci kimliğimle değil anne kimliğimle yazacağım”. Burada derken yani, tam şu an, bu yazıda demek istiyorum. Okumaya devam et “Ödevler vs Aileler”

Çocuklara İngilizce nasıl sevdirilir – 2

IMG_8121Daha önceki yazıda çocuklara İngilizceyi sevdirmek için “”yapılması gerekenler” üzerinde durmuştum. Yaş aralığı, aktiviteler, oyuncaklar, oyunlar, kitaplar, şarkılar…hepsi bir önceki yazıda detaylarıyla var. Bu yazıyı okumadan önce 1. yazıyı okumanı tavsiye ederim. İstersen direk buradan ulaşabilirsin önceki yazıya.

Bazen hiçbir şey yapmamak, çok şey yapmaktan daha iyi olabiliyor, inan bana. Yani aslında aileler çocuklarının İngilizce öğrenmesi için yapılmaması gereken her şeyi farkında olmadan, yararlı olduğunu düşünerek, bilinçsizce yapacaklarına, hiçbir şey yapmasalar daha faydalı olurlar çocuklarına. Okumaya devam et “Çocuklara İngilizce nasıl sevdirilir – 2”

Çocuklara İngilizce nasıl sevdirilir – 1

Çocuklara İngilizce nasıl sevdirilirŞimdi eğer bahsettiğimiz şey, bir dil değil de, herhangi bir sebze yemeği olsaydı (nohutlu ıspanak mesela) ne yapardık? Çocuğa o yemeği sevdirmek için, o yemeği çocuğumuzun önünde ayıla bayıla, iştahla yerdik, yemeği renkli desenli tabaklarla servis ederdik, hatta belki o yemek için bir hikaye bile uydurabilirdik – “Nohutlu ıspanak seven kralın zaferi” gibi (yaparım ben öyle arada). Lakin burada bahsettiğimiz şey, bir sebze yemeği değil; dünyada yaklaşık 1,8 milyar kişi tarafından konuşulan en yaygın ortak dillerden biri. Dolayısıyla, bu konu biraz daha uzmanlık ve bilgi gerektiriyor. Okumaya devam et “Çocuklara İngilizce nasıl sevdirilir – 1”

Ana dili gibi “İngilizce” konuşmak

İngilizce öğrenimi
Dersimiz İngilizce, open your books!

Ben bir İngilizce öğretmeniyim; teoride stajlardı, eğitimdi, gönüllü öğretmenlikti falan derken 15 yıldır bu sektörün içindeyim. Pratikte ise  yaklaşık 12 yıldır bu mesleği yapıyorum ve ilkokul çağından üniversite çağına kadar her seviyede öğrenci ile çalışma fırsatım oldu ve uzun bir zamandır da üniversite öğrencileriyle akademik bir ortamda devam ettiriyorum mesleğimi. Yok yahu, sakin ol; buraya akademik hayatımın detaylarını yazmayacağım. Bunları söyledim, çünkü bahsetmek istediğim konu, en genel hatlarıyla, çocuklarda İngilizce öğrenimi. Kendimi tam da bu konuda uzman olarak görsem de, söyleyeceklerim benim Okumaya devam et “Ana dili gibi “İngilizce” konuşmak”

Dondurmalı fırınlanmış şeftali

IMG_7152Yazın gelmesiyle, insanın canı daha hafif yemekler çekiyor. Elbette bir Adanalı olarak kebaba yaz kış “hayır” demem ama tatlı konusunda daha hafif olanına yöneliyorum. Genel olarak tatlıyı çok seven bir insan olduğum için kilo almaya çok meyilliyim. Elbette miktarına dikkat etmek koşuluyla her tatlıdan yiyebilirim ama yaz aylarında canım hiç öyle şerbetli tatlıları çekmiyor. Bunun vücudun uyum mekanizmasından dolayı olduğunu biliyorum. Okumaya devam et “Dondurmalı fırınlanmış şeftali”

Şifalı su tarifi

IMG_7097Basit ve mutlu bir yaşam için sadeleşmek, hayatı daha farkındalıkla yaşamak ve küçük şeylerden mutluluğu yakalayabilmek gerekli ve de esas olsa da, aynı süreçlerden bedenimiz de geçmeli aslında. Yani içinde mutlu olduğumuz bir bedene sahip değilsek, aynaya baktığımızda kendimizden hoşnut değilsek ne kadar çabalarsak çabalayalım, hayatımızı istediğimiz gibi yaşamamız pek mümkün olmayacaktır. Çünkü, aslında işin özü kendini sevmektir. Okumaya devam et “Şifalı su tarifi”

İki çocukla tatil

IMG_6295Aslında başlığı sadece “çocukla tatil” koyacaktım ama eskilerin dediği bir söz vardır “bir çocuk tek çocuk, iki çocuk çok çocuk, üç çocuk hiç çocuk” diye ondandır değiştirdim. Çünkü aslında çocukla tatil, iki çocukla tatil ve üç çocukla tatil dediğimiz şeyler birbirinden oldukça farklı deneyimleri içerir. Elbette bu ilk tatilim değildi, ama Oğuz’un bebeklikten çıkıp (bana göre hala ağzı süt kokulu bebek ya neyse) kendini çocuk olarak gördüğü, bunu idrak etmeye başladığı ilk tatilimdi.  Okumaya devam et “İki çocukla tatil”

Bir kadının hikayesi

IMG_4036Bir varmış bir yokmuş, iki çocuklu bir kadın yaşarmış gizli mutsuzluklar ülkesinin birinde. Bu kadın, çevresinde olup biteni, başına her geleni alışılagelmiş mutsuzluk algısıyla benimser ve bu şekilde hayatından şikayet ederek yaşarmış. Ama sanırmış ki, yaşam böyle ve bu şekilde yaşamak olması gereken, normal bir şey.

İşleri varmış, yemek yapmalıymış, çocukları doyurmalı, çamaşırları makineye atmalıymış. Bu kadının ütülenecek gömlekleri, yıkanacak bulaşıkları ve sürekli dağılan bir evi varmış. Hep bir şeylere yetişmek için çabalar, didinir ama her günü yine hiçbir şeye yetişememe duygusuyla bitirirmiş. Okumaya devam et “Bir kadının hikayesi”

Memeden kesme maceramız

IMG_4800İkinci çocuk olmasından dolayı, memeden kesme konusunda oldukça tecrübeli olduğumu düşünüyordum. Çünkü daha önce benzer durumdan Kağan ile geçmiş ve hiç sorun yaşamadan atlatmıştık. Geriye dönüp baktığımda, kendimi şimdiki kadar çaresiz hissetmediğimi hatırlıyorum. Demek ki neymiş? Her çocuk yeni bir tecrübe, farklı bir kişilikmiş. Ve her çocuk farklı bir anne doğururmuş. Aynı problemler iki kardeşte bile aynı çözümlerle çözülemezmiş. Ya da anne bile değişirmiş ve eski çözümleri tercih etmeyebilirmiş.
Okumaya devam et “Memeden kesme maceramız”