Çocuklara İngilizce nasıl sevdirilir – 2

IMG_8121Daha önceki yazıda çocuklara İngilizceyi sevdirmek için “”yapılması gerekenler” üzerinde durmuştum. Yaş aralığı, aktiviteler, oyuncaklar, oyunlar, kitaplar, şarkılar…hepsi bir önceki yazıda detaylarıyla var. Bu yazıyı okumadan önce 1. yazıyı okumanı tavsiye ederim. İstersen direk buradan ulaşabilirsin önceki yazıya.

Bazen hiçbir şey yapmamak, çok şey yapmaktan daha iyi olabiliyor, inan bana. Yani aslında aileler çocuklarının İngilizce öğrenmesi için yapılmaması gereken her şeyi farkında olmadan, yararlı olduğunu düşünerek, bilinçsizce yapacaklarına, hiçbir şey yapmasalar daha faydalı olurlar çocuklarına. Ama genellikle, milletçe sabırsız ve tez canlı bir yapımız olduğundan dolayı, bir şeyi duyduğumuz anda, onu hemen uygulamaya geçiyoruz; nedenini nasılını öğrenmeden.

Üniversitedeki öğrencilerimin çoğunda İngilizceye karşı bir fobi, hatta bazen nefret seziyorum. Ve bu tip öğrencilerim, genellikle ailesi tarafından İngilizce’nin çok önemli olduğu sürekli başına kakılan öğrencilerim (bir çoğu, daha anaokulundayken İngilizce ile tanışmış ve anne baba eğitimli). Ama ailenin aşırı baskısı ters tepmiş ve çocuklar İngilizceden soğumuş. Bu yüzden de başarıyı yakalayamıyorlar. Ben üniversitede bile olsam, derslerime öncelikle öğrencilerimin yabancı dile karşı olan önyargılarını kırarak başlıyorum. Onları motive ediyorum. İngilizce’nin kendilerine ne katacağını, neden önemli olduğunu falan anlatıyorum. Ancak bunlardan sonra etkili bir öğrenme olabilir bence. Çünkü kişi istemezse, ona zorla hiçbir şey ÖĞRETEMEZSİN.

Neyse, konu öğretmenliğe kaymadan hemen yazının amacına döneyim; çocuklarımıza İngilizceyi sevdirmek için neler yapmamalıyız? Kaş yapayım derken, göz çıkartmamak adına bu maddelere de göz atmanı tavsiye ederim. Tekrar ediyorum; burada 0-3 yaş dönemi de dahil olmak üzere, okul öncesi çocuklarından bahsediyorum.

Neler YapmaMAlı?

  1. Baskı uygulamayın. Çünkü baskı ile, hiçbir şeyi kimseye sevdiremezsiniz. Yani kafayı İngilizce’ye takmış bile olsanız,  çocuğunuza bunu yansıtmamalısınız. Bu dönemdeki bebek ya da çocuklar, şu an için İngilizce’nin önemini bilmeye ihtiyaç duymazlar. Onları en iyi motive edecek şey, eğlencedir. Eğlenin.
  2. Yaşının üstünde aktiviteler yapmayın. Çocuğunuzun çok zeki olduğunu bile düşünüyor olsanız, ki utanmayın, ayıp değil, her anne böyle düşünmeye meyillidir, yaşına uygun olmayan aktivitelerden uzak durun. Mesela, flash kartları aldınız. Çocuğunuza nesneleri alfabetik sıraya göre dizmek gibi bir görev vermeyin. Onun yerine, o nesneleri boyayabilir, taklit edebilir, ne işe yaradığından bahsedebilirsiniz. Bu tüm aktiviteler için geçerli.
  3. İşi fazla ciddiye almayın. Neticede amacınız çocuğunuza İngilizce öğretip, onu hazırlık atlama sınavına sokmak değil. İngilizce’den keyif almasını istiyorsunuz, unutmayın. Bunun için bu işi fazla ciddiye alıp, çocuğunuzun İngilizce’den nefret etmesine sebep olmayın. Gülün, oynayın. Ama en çok oynayın. Tabii arada gülün de. Ya da ikisini de çokça yapın işte.
  4. Sürekli “İngilizce” demeyin. Yani bütün zamanınızı İngilizce bir şeyler yaparak geçirmenize gerek yok. O ne öyle? Ben bile soğurum vallahi İngilizce’den, öyle olsa. Gün içinde, düzenli olarak İngilizceyi sevdirme adımları atsanız da, genel olarak aşırıya kaçmayın. Çocuk ana dilinde de oyunlar oynasın. Hele hele, evde çocukla sürekli İngilizce konuşmak mı? Katiyen. Eğer sizin ana diliniz İngilizce değilse, bu hatayı yapmayın. Tamam, arada bazı nesnelerin İngilizcesini söyleyin (bu işe yarar) ama sürekli İngilizce konuşmak nedir Allah aşkına. Başkasını bilmem, ben karşıyım.
  5. Kıyaslamayın. Evet ya , lütfen çocuklarınızı başka çocuklarla kıyaslamayın. Her ailenin imkanları, öncelikleri farklıdır. Benim bir sürü arkadaşımın çocuğu çok iyi kolejlere gidiyor ve İngilizce’yi Kağan’dan daha iyi biliyorlar (bence). Ama dert değil, benim bir anne olarak amacım süper İngilizce başarısı değil ki. Siz de çocuklarınızın üzerine gitmeyin etraftan gaza gelip. Her çocuk farklıdır. Siz kendi adınıza, çocuğunuza İngilizce’yi sevdirmek için elinizden geleni yapın ve sonra arkanıza yaslanıp, gülümseyin.

Benim karşılaştığım en yaygın yapılmaması gereken hatalı davranışlar bunlar. Elbette, daha ekleme de yapılabilir. Lakin özünde hepsi aynı yere çıkıyor; çocuğunuzu İngilizce diye diye boğmayın. Önce eğlenin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.