“Dört Anlaşma” – Mayıs ayı kitabı

IMG_4528

Ağzından çıkan her sözün hayatının şekillenmesinde çok büyük bir payı olduğunu bilsen, yine de özensiz ve olumsuz bir dil kullanmaya devam eder miydin?  Yoksa bu konuda çok daha fazla farkındalıkla mı yaşamaya çalışırdın? Don Miguel Ruiz tarafından kaleme alınmış Dört Anlaşma kitabının ilk anlaşmasına göre kullandığımız sözcükleri özenle seçmeliyiz.

Bu kitap yaklaşık 6 aydır kitaplığımda duruyordu. İlk aldığım andan beri büyük bir hevesle okumayı bekliyordum ama nedendir bilmem, sıra ona hiç gelmedi. Geçenlerde okumak için kitap bakınırken, kütüphanede resmen bana doğru bir ışık saçtı. Önce göz ucuyla baktım, sonra kafamı başka kitaplara çevirdim. Sonra tekrar baktım, ardından elime başka bir kitap alıp sayfalarını çevirmeye başladım ama o esnada gözüm hala bu kitapta idi. Sonra farkettim, ben bu kitabı okumak istiyordum, ya da kitap benim kendisini okumamı istiyordu ve bana bir tür telepatik mesaj gönderiyordu; bilemem artık.

Kitabı açmamla, tamamını bitirmem 3 günümü aldı, o da iki çocukla yani. Burada kitabın teknik yazım özelliklerinden ve benim bu konudaki eleştirilerimden elbette bahsetmeyeceğim. Çok kolay ve hızlı okunan, akılda kalan, akıcı bir dille yazılmış (daha doğrusu çevirisi yapılmış) bir kitap.

Dört Anlaşma‘ya göre hepimiz bir rüyada yaşıyoruz ama bu rüya toplumsal olarak oluşturulmuş, korku dolu, acı dolu bir rüya. Hayatımızda gerçek mutluluğa ulaşmak ve yaşadığımız anda cenneti yaratmak için ise bu rüya ile anlaşmamızı bozup, yerine kendi bireysel rüyamızı oluşturmamız gerek.

Eşimize, çocuklarımıza, ebeveynlerimize aynı hatanın bedelini kaç kez ödetiyoruz?Onların yanlışını her hatırladığımızda, onları yeniden suçlarız. Onlar tarafından haksızlığa uğradığımız için hissettiğimiz tüm duygusal zehrimizi onlara akıtırız ve aynı hatanın bedelini onlara defalarca ödetiriz. Bu mudur adalet?

Beni çok etkileyen satırlardan bazıları bunlar idi mesela. Bu satırların üzerine düşündükçe fark ediyorum ki, hatalarından dolayı suçladıklarım değil sadece aynı hatanın bedelini defalarca ödeyenler, aynı zamanda benim. Kendime de her defasında bunun acısını hissettiriyorum. En güzeli geçmişi olduğu gibi kabul etmek, tüm olmuş bitmişleri affedebilmek, gelecek için endişelenmeyi bırakmak ve anda yaşayabilmek.

Umarım keyifle okursun. Kitaptaki dört anlaşmanın neler olduğunu yazmıyorum, merak edip kendin görmek, okumak istersin belki diye. Ama şunu söyleyebilirim, ben bu dört anlaşmayı kabul ettim ve uygulamaya başladım bile.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.