“Emile” – Ekim ayı kitabı

Elbette her kitap herkeste aynı etkiyi bırakmaz çünkü özünde hepimizin hayat görüşü, öncelikleri ve beklentileri çok farklı. Nasıl aynı resme bakıp, farklı şeyler görebiliyorsak, aynı kitapları okuyup farklı görüşlere de odaklanabiliriz. Hatta kendimiz bile daha önce okuduğumuz bir kitabı, yeniden okuduğumuzda eksik bulabilir, beğenmeyebilir ya da tam tersi çok daha fazla beğenebiliriz.

Okuduğum bir kitabı yine yeniden okumak benim sık sık yaptığım bir şey aslında.  Ve bundan da müthiş zevk alırım. İşte Emile de sık sık okuduğum kitaplardan biri. Ne zaman elime alsam her seferinde hayranlıkla okuyorum.

img_9923
Tabir-i caizse bayılıyorum ben bu kitaba.

Her seferinde yeni bir şey keşfetmişim hissine giriyorum. Ya da daha önce fark ettiğim bir durumu daha da pekiştirdim diye zevkten dört köşe oluyorum.

Bu yüzden bu kitap, benim gerçek başucu kitaplarımdan biri.

Anneyim, eğitimciyim ama her şeyden önce insanım. Ve bu kitapta öncelikle insan yetiştirmenin önemi vurgulanıyor.

Okuyun.

N’olur okuyun bu kitabı. Ben kaçıncı kez okudum hatırlamıyorum. Ama siz yüz milyon kere okumak zorunda değilsiniz, ve elbette hiç okumak zorunda bile değilsiniz, ama okuyun. Ne kaybedersiniz?

Kitabın adı da olan Emile, yazar J.J. Rousseau’nun yarattığı hayali bir çocuktur. Bir öğrencidir. Ve kitapta yazar, Emile’ i yetiştirme ve eğitme safhalarını anlatıyor.img_9928

Ama bu kitap çocuklar üzerine değil, tamamen insanın eğitimi ve bireysel gelişimi üzerine bir kitap.

5 bölüm var kitapta.

  1. Doğuştan ilk çocukluk çağının sonuna kadar
  2. Çocukluğun ikinci evresi:Konuşan çocuk çağı
  3. İlk gençlik çağı
  4. Buluğ: İnsanın gerçek kişiliği bu çağda başlar
  5. Genç adam: Hayata giriş

Kısaca bahsetmek gerekirse kitabın bölümlerinden, ilk bölüm olan doğuştan çocukluğun sonuna kadar kısmında öne atılan temel düşünce, her şeyin aslında iyi yaratılmış olması.

Özünde her insan saf ve temizdir. Ne olursa olsun bir çocuğun bozulmasına izin verilmemelidir. Çocuğu toplumun isteklerine göre değil, kendi yeteneklerine ve zevklerine göre eğitmeliyiz. Üzerine fazla düşmek yerine, onu özgür bırakmalı ve dünyayı biraz da kendisinin keşfetmesine olanak sağlamalıyız.


Anne çocuğunu elem verici darbelerden koruyayım derken, çocukluktan hiç çıkmayacak bir yetişkin yaratır.


 Çocuklar her daim annelerinin dizlerinin dibinde olmamalıdır, hayata karşı hazırlıklı olmak için tek başlarına ayakta durmayı öğrenmeleri gerekir.

Birinci bölümde çocuğun hastalanmasından, diş çıkarmasına, konuşmasından kekemeliğe kadar her şeyden bahsediliyor.

İkinci bölüm, Konuşan çocuk çağı‘nda ise, biraz sakin olmamız gerektiğinden bahsediyor yazar. Çocuğun her hareketine karışmamalıyız. Çocuk makul olmayan bir çok şeyi elbette isteyecektir, ama ona her istediğini altın tepside sunmamalıyız. Ve eğer, istekleri için ağlarsa, bunun işe yaramayacağını ona öğretmeliyiz.

Emile

Arka kapak

Bu bölümde çocukların şımarıklıklarıyla nasıl baş etmemiz gerektiğinden tutun da çocuklara matematiği nasıl öğretebileceğimize dair bir çok şeyden bahsediliyor.

Üçüncü bölüm, İlk gençlik çağı bize çocuklarımızın 12-13 yaşlarındaki zaaflarının nasıl oluştuğunu açık bir şekilde gösteriyor.

Aslında kendi zaaflarımızı da…


Bizi zayıf bir hale sokan ihtiraslarımızdır ve bize verilen güçle bunları tatmin edebilmek çok zordur. O halde arzularımızı azalttığımız zaman yani ancak yapmaya gücümüz yetenleri gerçekleştirdiğimiz zaman daha kuvvetli oluruz.


Çocukların sorularına gelişigüzel cevaplar vermek onlara kendilerini değersiz hissettirir. Mutlu çocuklar kendi değerlerinin farkında olan çocuklardır. Çocuklarınızın toplum ile bağ kurabilmesini istiyorsanız onlara olabildiğince deneyim yaşatın, onları meslek atölyelerine götürün, gerçek hayatı tanımalarına fırsat verin.

Dördüncü bölüm adından da anlaşılacağı üzerine Buluğ üzerine. Burada çocuklarımızın gerçek kişiliğinin başladığından bahsediliyor. Çocuklarımızın yalandan uzak durması için maalesef ki nasihatler yeterli değil, öncelikle bizim onlara karşı dürüst olmamız gerekiyor.

Ergenliğe gelmiş bir gence, çocuk muamelesi yapmak, onun hem kendine güvenini zedeler hem de onu zorbalığa iter.

Beşinci bölüm olan Genç Adam:Hayata Giriş de ise yazar, erkek ve kadın rolleri üzerinden yaklaşıyor çocuk yetiştirmeye. Evlilikte dahi yetişme tarzımız konuşur. Karı koca birbirine rehber olmalıdır. Birbirinin üzerine yük bindirmemelidir.


Birbiriyle uyuşmak karı ile kocaya düşer. İlk önce birbirlerine meyilli olmaları gerekir. Bunun için de gözlerin ve kalplerin rehberliği yeterlidir.


Kitaba göre bir insan ne olmak istiyorsa onu olabilir. Ama bu onun kaderini belirlemez. Her an vazgeçip, başka bir şey de olabilir. Ama özünde daima kendisi olarak kalacaktır.

Kitabın yazarı Jean Jaques Rousseau ise 18.yüzyıla damgasını vuran, siyasi fikirleriyle Fransız Devrimi’ni etkilemiş çok ünlü bir filozoftur. Ben bir eğitimci olarak, henüz üniversite dönemimin başlarında tanışmıştım ilk olarak eserleriyle. Ve özellikle eğitim konusundaki fikirleri beni hep etkilemiştir.

İyi okumalar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.