En kolay balık çorbası tarifi

IMG_0597

Tarhanalı balık çorbası mı? Balıklı tarhana çorbası mı?

Bizim kültürümüzde yeme içme olayı çok önemlidir. Hatta, o kadar önemlidir ki, eve gelen misafirimize, eşimize, çocuğumuza, arkadaşımıza yaptığımız yemeklerden tattırabilmek için büyük savaşlar veririz. “Çok sağ ol, ben almayayım” lafı bizim lügatimizde yoktur. Yani varsa da, biz kabul etmeyiz. O kadar emek vermişiz, güzel yemekler yapmışız o zaman karşımızdaki biz “doydun” diyene kadar doyamaz. Bu kadar!

Bu, doydun-doymadın muhabbetleri de en çok anne ve çocukları arasında geçer. Şimdi kimse bana, ben çok rahatım bu konuda, ben çok okudum, çok bilinçliyim falan demesin. Eğer bu kültürde yetişmişsen, katiyen aksi olamaz. Mutlaka çocuğunla, “hadi son bir lokma daha” muhabbetine girmişsindir. Çocuk istemediğini söyler, doyduğunu anlatmaya çalışır ama nafile. Sen bilirsin onun ne zaman doyacağını. Burada ki kişisel farklılıklar, doyma miktarı eşiğinde ortaya çıkar.

Yani diyelim, bu konularda biraz bilinçlisin ve aslında bu yeme işini çocuğuna bırakmak istiyorsun, o zaman 3-4 kaşık alıp doymasını kabul edebilirsin. Ama, öyle bilinç falan pek takmıyorsan ve yemek konusuna direk damardan giriyorsan, o zaman 1 yemek tabağı dolusu senin için, çocuğunun doyma eşiğidir.

Anneler, babalara göre çok daha baskındır bu konuda elbette ki. Ben de anneysem, benim de bu konuda daha baskın olduğum ve yukarıda saydıklarımı, doyma eşiğini alt sınırda tutarak uyguladığım da doğrudur. Ama bu özelliğim olmasa, ben nasıl yeni ve pratik tarifler bulabilirdim ki?

Geçen gün, evde balık yiyoruz. Maaile sofraya oturduk, benim ufalığın önüne de koydum 1 avuç kadar ayıklanmış balığı. Eline de verdim çatalı (bizim ki çok sosyetiktir de, öyle çatal bıçaksız sofraya oturmaz) ve çaktırmadan yiyor mu yemiyor mu diye gözetleyerek başladım yemeğime. Ama o da ne! Eliyle, balıkları avcuna sıkıştırıp, sıkıp, sonra da yere atmaya başlamasın mı? Önce sabır ve sükûnetle “hayıır, balılar yere değil, aaa ağzımıza, hadi” falan gibi cümleler kurdum. Ama yok, değişen bir şey olmadı. Ben de elinden tabağı alıp, önüne salatalık, roka falan koydum ve yemeğimi bitirdim.

Ama annelik değil mi? Hırs yaptım. O güzelim balıklar, o mideye girmeliydi. Ben de hemen, balık çorbası yapayım, diye düşündüm ama ne yalan söyleyeyim daha önce hayatımda hiç balık çorbası yapmadığım için, açtım internetten bir kaç tarife göz attım. Un, patates, havuç, kereviz, soğan gibi envai çeşit sebze ve içerikle yapılan bir sürü farklı tarif var. Yok terbiyesi, yok haşlaması, yok unu falan derken bütün hevesim kaçtı. Zaten evde de malzeme kıtlığı var o sırada.

Aklıma bizim kırk yıllık tarhana geldi. Dedim, bu tarhananın içinde soğan var, un var, baharatlar var, nohut var; e o zaman balık niye olmasın? Tarhana çorbasını balıkla yaptım. İki dolu çorba kasesi kadar çıktı. Ve benimki hepsini kaşık kaşık hüpletti. 5 dakika da balık çorbası yaptığıma mı sevineyim, o balıkları yedirdiğime mi bilemedim. Öyle mutluluk sarhoşu gibi gezindim bir müddet evin içinde.

İddia ediyorum ki, en kolay ve belki de en lezzetli balık çorbası. 5 dakika da hazır. Denemesi bedava. Veriyorum işte tarifi.

En Kolay Balık Çorbası Tarifi

Malzemeler

  • 1 tepeleme yemek kaşığı toz tarhana
  • 2 su bardağı soğuk su
  • 1 avuç kadar pişmiş, ayıklanmış, etli herhangi bir balık (mezgit, lagos, levrek falan gibi)

Hazırlanışı

  • Tarhanayı suyla karıştır ve pişirmeye başla. Kaynamaya yakın, balıkları didikle içine. Baharat istiyorsan ekle (ben eklemedim). 5 dk. kaynat. Bitti.

O kadar lezzetli oldu ki, kendin için bile pişirebilirsin. O zaman afiyet olsun..

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.