İki çocukla tatil

IMG_6295Aslında başlığı sadece “çocukla tatil” koyacaktım ama eskilerin dediği bir söz vardır “bir çocuk tek çocuk, iki çocuk çok çocuk, üç çocuk hiç çocuk” diye ondandır değiştirdim. Çünkü aslında çocukla tatil, iki çocukla tatil ve üç çocukla tatil dediğimiz şeyler birbirinden oldukça farklı deneyimleri içerir. Elbette bu ilk tatilim değildi, ama Oğuz’un bebeklikten çıkıp (bana göre hala ağzı süt kokulu bebek ya neyse) kendini çocuk olarak gördüğü, bunu idrak etmeye başladığı ilk tatilimdi. 

İlk iki çocuklu tatilimizi Oğuz henüz 2,5 aylıkken Barselona’ya yapmıştık maaile. Fakat işler o zaman çok kolaydı, çünkü 2,5 aylık bir bebekle hey yere gidilir; sürekli pusette ya da ana kucağında ya da slingde. Sadece meme ile besleniyor. Çoğunlukla uyuyor. Karış karış gezdiğimiz Barselona tatili sonrası, ikinci tatilimizi aile yazlığında geçirmiştik. Şimdi bu sene adamakıllı hep beraber, kendi başımıza bir tatil yapalım dedik ve bence süper oldu.

Şimdi bu yazıda iki çocukla tatile gidilirken yanına alman gerekenlerden, ya da ne tarz otelleri tercih etmen gerektiğinden bahsetMEyeceğim. Ben burada, iki çocuklu tatili kendin için nasıl en mükemmel şekilde geçirebilirsin ondan bahsedeceğim. Çünkü her zaman söylediğim şeyi tekrar ediyorum; mutlu anne demek mutlu çocuk demek.

Mutlu bir tatil geçirmek için annelere öneriler

  1. Rahat ol. Buradaki rahatlıktan kastım, çocuklarını saldım çayıra mevlam kayıra durumlarına girmen değil elbette. Rahat ol derken, zihnini rahat tut demek istiyorum. Yani içinde sürekli bir paranoya ile geçirme tatilini çünkü aklına gelen başına gelir, yani neyi fazla düşünürsen gelir o şey, seni bulur. Çocuklar azıcık ötede kumlarla oynamak mı istiyor, bırak oynasınlar. Sen yemek yerken, bahçede dolanmak mı istiyorlar, sınırlarını çiz ve bırak dolansınlar. Baktın senin çizdiğin sınırların ötesine geçmeye çok meraklılar, yüksünme, sen de kalk yerinden, tut ellerinden ve meraklarını gider. Bu sırada da onlara eğer sözünü dinlerlerse, birlikte yeni keşifler yapacağınızdan bahset.
  2. Beklentilerini düşük tut. Çünkü sen asla karşı şezlongda güneşlenen, çocuksuz çiftin sahip olduğu konfora sahip olamayacaksın. Kabul et bunu. O karşındaki kadın saatlerce güneşlenip, istediği kadar denizde kalabilir, her türlü aktiviteye katılıp, kulağında müzikle saatlerce kitap da okuyabilir. Kıskanma. Sen iki çocuklu bir annesin ve bu gerçeğe göre beklentilerini şekillendir. O zaman, yakaladığın kısacık kendine ait anların kıymetini bilir ve o anların tadını sonuna kadar çıkarabilirsin.
  3. Yemek işini abartma. Biliyorum, hepimiz isteriz çocuklarımızın düzgün bir şekilde beslenmesini, kaliteli gıdalar almasını. Damarlarımızdaki kandan mütevellit, elimizde kaşıkla çocuğun peşinden koşmayı da çok iyi biliriz. Velhasıl, tatil süresince çocuğun boğazından geçmeyen lokmalara takılmak hem seni gerer, hem de çocuğunu. Ben yemek konusunda birçok anneye göre oldukça rahatım ve tatillerde daha da genişim bu konuda. Yani birkaç gün boyunca daha az süt içse, et yemese ve de şekerli gıdalara yönelse dünyanın sonu olmaz. Ve üstelik çocuk buna alışıp, sürekli bu düzenle de kalmaz. Tatil bitince eski düzenlerine nasıl olsa dönüyorlar. O yüzden, yemek işini abartıp, kendini mutsuz etme derim ben.
  4. Uyku mu? O da ne? Evet, çocukların yemek düzeni gibi, uyku düzeni de şaşabilir tatilde. Geç yatıp, geç kalkabilirler, daha da fenası geç yatıp erken bile kalkabilirler. Her iki durum da senin tatilden keyif almanı engelleyecek durumlar değil. Olayı nasıl algıladığın ve sonucunda nasıl hareket ettiğin önemli. Baktın erken mi kalktı? Kaderine kahretme, mecbur sende uyanacaksın. Al çocuğunu (çocuklarını) yanına, pusete koy, elinden tut ve sahile götür, güneşin doğuşunu birlikte izleyin. Bir de çocuğu illaki konforlu yatağında yatıracağım diye çok kasma kendini, çocuklar nasıl alışırsa öyle gidiyor. Benimkiler uykuları geldi mi bar taburesinden tut tahta şezlonga kadar her türlü yerde uyurlar, oh canıma minnet.
  5. Zaman yarat. Mutlaka “tatil olsa da yapsam” dediğin şeyler vardır; kitap okumak, deniz kenarında yürümek, spor yapmak, bir ağaç altında uykuya dalmak, sevdiğin bir yemeği tatmak, masaj yaptırmak, uzun süredir uzunca konuşamadığın bir dostunu aramak gibi. Tüm bunların hepsini aynı anda yapamasan da, isteklerini parça parça gerçekleştirmenin yollarını ara. Evet, belki yanına aldığın kitabı okusan da bir şey anlamayacaksın ama yine de o kitabı al yanına ve ilk fırsatta, 5 dakika bile olsa, oku. Ya da, her gün deniz kenarında yürüme imkanın olmayacak ama bulduğun ilk fırsatta gerçekleştir bunu. Tüm bunları yapmak için, saatlere değil sadece dakikalara ihtiyacın var ve inan bana istersen o dakikaları mutlaka bulursun.
  6. Gülümse. İşler istediğin gibi gitmeyebilir çünkü iki çocukla tatil demek, her türlü riski içinde barındırmak demek. Aksilikler mutlaka olacaktır, ama suratını asıp geri kalan müstakbel güzel anların önüne set çekme. Ne yaşanırsa yaşansın, gülümsemeye devam et. Ben mesela, bu son tatilde, yaşanan aksiliklerden dolayı, kendimi bir kaç kez somurturken yakaladım ve hemen yeniden gülümsedim. Çok kolay; tek yapman gereken yüzüne bir gülücük kondurmak. İnan ki, içinde bulunduğun modu çok etkiliyor fiziksel duruşun, bu kanıtlanmış bir şey.

Şimdi ben tatilden döndüm ve evimde eski düzenime geçtim. Birden bire olmasa da, sonunda olacak olan bu. Geriye dönüp baktığımda da, her şeye rağmen (mesela tatilin ortasında bir günlük, eşimin beni çocuklarla bırakıp, Ankara’ya dönmek zorunda kalmasına rağmen) çok güzel ve keyifli bir tatil geçirdiğimi düşünüyorum. Darısı tüm annelerin başına.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.