“Kadının Fenni” – Haziran ayı kitabı

IMG_5568Git gide kadına daha az değer veren bir toplum oluyoruz, tam tersi olması gerekirken. Neden tam tersi olması gerekir dersen, çok fazla geriye gitmeye gerek yok, Cumhuriyet tarihine baksan kadının görünmezlikten çıkıp nasıl birey haline geldiğini görürsün. Kadın kendine verilen hakları bir bir kazanmışken, günümüzde  bu haklar konusunda daha fazla ilerleme göstermiş olmasını beklersin. Kadının toplumun daha fazla içine girmesini umarsın. Oysa ki, bugün, kadın yeniden içinden çıktığı sis bulutuna doğru gönderilmek isteniyor ve bu durum, her kadın gibi (!) benim de içimi daraltıyor, ruhumu sıkıştırıyor. Ama umudumuzu kaybetmek yok. 

Haziran ayı kitabına karar verirken böyle bir kafadaydım işte. Herkes kadınlara çatıyor, ondan ataerkil topluma boyun eğmesini bekliyor, kafasını dışarı çıkartmadan evinde sadece çocuklarına anne olarak, kendini onlara adayarak yaşamasını umuyor, kendini mutlu edemeyen bir kadının asla mutlu çocuklar yetiştiremeyeceğinin farkında olmadan.

Kadınlar öldürülüyor bu ülkede! Kendi eşleri, nişanlıları, sevdikleri, aileleri tarafından… Ve bazen de hiç tanımadıkları kişiler tarafından. Tüm bunların üzerine, ölmüş de olsa mağdur da olsa suç yine kadınlarda bulunuyor.

Avukat Feyza Altun, kitabında ülkemizde kadınlara gösterilen negatif çifte standartı, ayrımcılığı o kadar açık bir şekilde ortaya koymuş ki, okuyanın farkındalığını arttırıyor. Ama sadece var olan problemlerden bahsetmiyor bu kitap. Aynı zamanda olan ve olası problemlere nasıl çözüm arayabileceğimizi de sunuyor, haklarımızı gösteriyor, bize ışık tutuyor.

Şimdi eğri oturup doğru konuşalım, biz kadınlar yaşadığımız çifte standartın da, sırf kadın olmamızdan kaynaklı tecrübe ettiğimiz problemlerin de farkındayız. Çözüm? Tamam, onları da biliyoruz belki. Peki neden işe yaramıyor? Çünkü bazı şeyler yüksek sesle konuşulmadıkça ASLA duyulmazlar! Sesimizi duyurmak için mırıldanmak, söylenmek yetmiyor çoğu zaman. İşte bu kitap bana göre, problemleri ve çözümleri yüksek sesle konuşan bir kitap.

Bir de basit ve mutlu yaşam anlayışımla bire bir örtüşen “her şeye yetişmeye çalışan” kadının aslında hiçbir şeye yetişemeyeceğinin altını çiziyor. Ben bunu da çok sevdim. Çünkü önceliklerimizi belirlemedikçe, hiçbir şeye yetişmemiz mümkün değil. O yüzden, bazı şeyler için “bırak dağınık kalsın” demek gerekiyor.

Mesela eve yetişmiyorum. Yetişmeye çalışmıyorum. Oğlum için gerekli asgari hijyen sağlanıyor mu? Tamam, dağınık kalsın önemli değil.

Ben çok severek, bir çırpıda okudum. Ve sana da şimdiden iyi okumlar diliyorum.

Unutma; kitaplar ile ilgili yorumlarını yazarsan, yazdıkların Sizin Fikirleriniz sayfası başlığı altında blogda yayınlanabilir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.