“Mağara” – Ocak ayı kitabı

Yeni yılın ilk günü başlamıştım Mağara ‘yı okumaya, tam da kendimi ve sevdiklerimi korunmaya muhtaç bir durumda, güvenli bir mağaranın içinde hissetmek isterken. Çevremizde olup bitene nasıl kayıtsız kalamıyorsak, bazen de bazı şeylere kayıtsız kalamadığımız için başımıza geliyor ne geliyorsa…

Bu kitabı Instagram hesabımdaki bir takipçimin tavsiyesi ile aldım ve okudum.

Şehir hayatında, her geçen gün artarak hayatımıza dahil olan dev alışveriş merkezlerinin, büyük rezidansların, ultra lüks konutların hayatımızda bıraktığı izler ve bizi nelerden mahrum bıraktığı üzerine etkileyici ve orijinalinden Türkçe’ye yalın bir dille çevrilmiş bir roman. Yalın dilden kastım, direkt ve dolambaçsız bir tasvir, ama yazar Jose Saramago’nun biçim dili bilindiği üzere oldukça dolambaçlı ve okuyucuyu bir girdaba girmiş gibi içine çekiyor. En azından ben böyle hissettim okurken. Anlatım olarak sade kalıp, yine de yazarın orijinal biçem tarzına sadık kalma konusunda, çevirmen Sıla Okur’u da takdir etmek gerekir bence.

Günümüzdeki tüketim çılgınlığı ve üretimden uzaklaşılarak sürdürülen kent yaşamının bizleri nasıl da mutsuzluğa, tatminsizliğe sürüklediğini çok güzel anlatıyor bu roman. Şehir hayatını sembolize eden Merkez ile basit, geleneksel ve üretken  bir yaşamın sembolü yaşlı bir çömlekçiyi karşı karşıya görüyoruz. Kim mi kazanıyor? Bence  yaşlı çömlekçi ve ailesi.  Bir şeylerin farkına vararak gerçek hayatı seçmek, popüler olandan uzaklaştırıyor bizi ama bu sayede gerçekten önem verdiklerimizle daha da yakınlaşıyoruz.

Tam da benim benimsediğim, üzerine emek harcadığım basit yaşam’a çok da güzel atıflarda bulunan bir roman. Bir şans ver, derim.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.