Memeden kesme maceramız

IMG_4800İkinci çocuk olmasından dolayı, memeden kesme konusunda oldukça tecrübeli olduğumu düşünüyordum. Çünkü daha önce benzer durumdan Kağan ile geçmiş ve hiç sorun yaşamadan atlatmıştık. Geriye dönüp baktığımda, kendimi şimdiki kadar çaresiz hissetmediğimi hatırlıyorum. Demek ki neymiş? Her çocuk yeni bir tecrübe, farklı bir kişilikmiş. Ve her çocuk farklı bir anne doğururmuş. Aynı problemler iki kardeşte bile aynı çözümlerle çözülemezmiş. Ya da anne bile değişirmiş ve eski çözümleri tercih etmeyebilirmiş.

Oğuz’u memeden kesmeye ilk olarak, Oğuz 22 aylıkken karar vermiştim. Sırf Kağan’ı 22 aylıkken memeden kestiğim için, kendimce haksızlık olmasın diye herhalde, Oğuz’u da aynı zamanda ayıracaktım memeden. Doktorumuzun da onayını aldıktan sonra işe koyulmaya karar verdim. Ama bu kararı aldığımın daha ilk günü, uygulamaktan vazgeçtim. Çünkü her şeyden önce ben kendimi hazır hissetmiyordum.  İçimden bir ses “hayır” dedi, “henüz zamanı değil, ne senin için ne de Oğuz için” ve ben içimdeki sesin sözünü dinledim çünkü annelik içgüdülerime çok güvenen bir insanım ve konu çocuklarım ise mantığımdan çok genellikle içgüdülerimle hareket ederim.

22 aylıkken memeden kesmekten vazgeçince, artık tam iki yaşını doldurana kadar, yani 24 aylık olana kadar beklemeye karar verdim. Tabii aradan geçecek bu 2 ayda, meme emme sıklığını kademeli olarak azaltarak işe başladım. Kararımı  vermiştim, 2 yaşında bu iş bitecekti. Kağan’da da kademeli olarak yapmıştım ama 22 aylıkken Kağan biraz da kendi bırakmıştı memeyi, ondan dolayı her şey çok normal geçti. Kendimi de hiç kötü hissetmemiştim.

Neyse Oğuz 23 aylık olduğunda, doktorumuz memeden kesmem için 24 ayı beklememe gerek olmadığını söyleyerek, bana memeye sürülecek acı bir ilaç verdi şırıngaya çekip ve ilacı aynı gün içinde kullanmamı söyledi, bekleyince etkisi mi kayboluyormuş neymiş.  Eve gelip, ilacı sürmek için zaman kolladım ve tabii bu arada hiç emzirmedim. Akşam tam ilacı sürecektim ki, sütümün geldiğini görüp, ağlayarak şırıngayı çöpe fırlattım ve daha önceden planladığım gibi, 1 ay daha beklemeye karar verdim.

Tabii son 1 aya girince, her şeyi daha kontrollü ve sistematik yapmalıydım. Şimdi burada son 1 ayda yaşadığımız süreci aşama aşama anlatacağım.

Not: Yazıyı ilk yazdığımdan bu yana 1 ay daha geçti. Yani aslında Oğuz şu anda tam 25,5 aylık. Ne yaparsın, hayaller ve gerçekler…

Aşama 1:

İlk olarak her gün ne kadar meme emdiğini hesapladım. Çalışan bir anne olduğum için zaten emzirme saatlerim belli olduğundan, bu kısımda hiç zorlanmadım; işten dönünce, yatmadan ve gece uyanırsa (çünkü bazen uyanmadığı oluyordu ama o zamanlarda da sabah işe gitmeden emmek istiyordu.) Yani toplamda günde 3 kere. İlk olarak iş dönüşü emzirmelerini ortadan kaldırmaya karar verdim. 2 hafta boyunca, işten eve geldiğimde, memeyi istemesine fırsat vermemek için özel çaba sarfettim. Ya oyun buldum, çoğunlukla parka indirdim dışarıda oynadık, bazen de müzik eşliğinde dans ettik. O daha meme diyemeden, akşam yemeğine oturuyorduk bile. Üstelik 1 haftanın sonlarına doğru, artık eve geldiğimde Oğuz’da da bir ilerleme gördüm. Hiçbir şey yapmasak bile, abisiyle oyuna daldığından bana hiç ilişmemeye başladı yatana kadar. Ve son aya girdiğimizde, benim bir şey yapmama gerek bile olmadan, unutuverdi meme istemeyi, ben işten dönünce.

Aşama 2:

15 gün sonunda ise, artık sabah emzirmelerini kesmem gerekiyordu. Bu kısımda neredeyse hiç zorlanmadım çünkü sabahları uyanıp, kendi odasından bizim odamıza geldiğinde onu yatakta kucağıma almak yerine, hemen kalkıyor, ona kocaman gülümseyerek “günaydın” diyor ve onu kucağıma alıp salona götürüyordum. Salonda bir müddet başını omzuma koyup keyif yaptıktan sonra hareketlenmeye başlıyor ve daha sonra da ev ahalisi uyandığından meme aklına bile gelmiyordu. Burada zor olan, annenin kalkıp ayaklanması. Yani sabahları emzirirken oğlumu gözüm kapalı kucağıma alır, tekrar uykuya dalardık arada sırada ama şimdi ta taam asker gibi hazır olda durup, sıcacık yatağını terk ediyorsun sırf ortamı değiştirmek için.

Aşama 3:

Beni en çok korkutan kısım geceleri uykuya dalmadan emzirmekten vazgeçirmekti. Çünkü karnı tok olsa bile, ki tok olduğunu biliyordum, sırf bana yakın olabilmek, kokumu duyabilmek ve koynumda uykuya dalabilmek için meme istiyordu. Ama abimiz sağ olsun,  kendisi uyumak için odasına çekildiğinde Oğuz’da heves edip, peşinden gidiyordu ama ben ilk başlarda buna engel oluyordum çünkü abisinin de uyumasını geciktiriyordu aynı yatakta olunca. Ama memeden kesme sürecine girince, akşamları yatmadan kasıtlı olarak Oğuz’u abisinin peşine taktım (fırsatları değerlendirmek lazım ama değil mi). Müzik eşliğinde Kağan 5 dakikada uykuya dalarken, Oğuz da o süreçte iyice uyku moduna girmiş oluyordu, ondan sonra kucağıma alıp iki pış pışlayıp uyutuyordum.

Son 15 gün – bir ayda ise gün aşırı emzirmeye başlamıştım. Bu dönemde memeden kesileceğini anlıyor ve normalde babasının kucağında uykuya dalan bebek, katiyen babasını yanına yaklaştırmıyordu. Dolayısıyla bir gün emzirmesem, öteki gün kesin emziriyordum.

Tabii burada not düşmek isterim ki, Oğuz emzik kullanan bir bebek. Dolayısıyla meme olmadığı günler, gece uykuya dalmadan önce kucağıma alıp, emziğini verip pış pışlıyordum.

Aşama 4:

Diğer bir zor kısım, gece uyanma emzirmelerine son vermekti. Biliyordum ki bunu da atlatırsam işin çoğu bitmiş olacak. Ama gece gözü yarı kapalı uyanıp, yatağıma geliyor ve başını koluma koyuyordu, onu kucağıma almamı bekleyerek. Ben yine kucağıma aldım, emziğini verdim ve kucağımda pış pışlamaya başladım. Ama 7 gün boyunca çok gerildi, ağzından emziği çıkartıp, gözleri kapalı her “meme” deyişinde hafif bir ninni mırıldandım. Ve yanıma yatırdım, ten tene temas edebilmek için. Buna rağmen 7 gün, yanımda bile gerilerek uyudu ve hatta uyuyamadı, kalktı, oturdu, döndü. Ama son 15 günde gece uyanmaları neredeyse bitti. Mırıldandığını duyduğumda, ki anne kulakları çocuğunun nefes alış verişini bile duyacak yetidedir, kalkıp odasına gidiyor ve sırtını pış pışlıyordum, emziğini veriyordum.

Final: 

2. yaş gününden 1,5 ay sonra  ise artık memeden tamamen kesmeye karar verdim. Benim için işin en zor kısmı bu oldu. Çünkü emzirme sıklığımı azaltsam da hala onunla bu konudaki paylaşımım devam ediyordu. Fakat şimdi tamamen benden bağımsız olacaktı, olmalıydı. Emzirirken göz göze geldiğimiz anları, o sırada emmeyi bırakıp bana gülümsemesini bir daha yaşayamayacak olmak canımı acıtmadı değil. Ama olayların dramatik taraflarını büyütmeyi çok sevmediğimden, odağımı bu aşırı duygusallıktan uzak tutmaya çalıştım.

Sonuçta, iki yıl boyunca doya doya, tüm keyfini yaşayarak emzirmiştim ve bu süreden sonra bu işin bitmesi çocuğumun hem psikolojik hem de biyolojik sağlığı için gerekliydi. Ve bunu sağlamak benim sorumluluğumdu.

Oğuz başlarda şansını denemeyi bırakmadı ama bana her “meme” dediğinde, ben de “memede süt bitmiş annecim, meme bay bay demiş bize” dedim. Tabii bu sırada memeyi uzaklaştırmadım ondan.

Finalde ise, yanıma gelip meme istediğinde üzüm sirkesinin keskin kokusundan faydalandım. Ama daha önceki aşamalarda Oğuz’u gayet iyi hazırladığım için bu finale, bunu sadece bir kere yapmam yetti. Bir daha yeltenmedi.

Sonuç:

Bugün tamamen memeden kesilişinin 14.  günü ve kendisi yanımdaki yastığa başını koyup, müzik eşiğinde uykuya dalıyor. Çok mutluyum. İlk günlerde babası uyutmuştu. Tabii ilk birkaç  günün gecesi uyanıp meme istemişti ama ben yine yanıma yatırıp hafif ninni mırıldanarak uykuya dalması için elimden geleni yaptım. Uykusuz kaldım, evet ama bu bir süreç ve içinde birazcık uykusuzluk da olacak elbet.

Memeden kesme sürecinde, 6 aylıktan beri kendi odasında yatan çocuk, sürekli benim yanımda yatmak istedi. Ben de hiç “hayır” demedim ama. Uykuya daldıktan sonra bazı geceler, alıp yatağına götürdüm, bazı geceler ise yanımda yatmasını tercih ettim. Böylece alışkanlık olarak gece uyandığında, hemen sırtını pış pışlayabildim, hafifçe saçlarını okşayabildim, kısacası onunla bir şekilde temas edebildim.

Memeden kesme süreci tamamen nabza göre şerbet vermeyle alakalı; bir standartı, bir kuralı yok çünkü her çocuk farklı, her anne farklı. Dolayısıyla çocuğun verdiği tepkilere göre hareket etmek gerek. Mesela rahat atlattığım gecelerin ertesi günü, onu  yeniden kendi odasına ve yatağına transfer ettim. Huzursuzluğu arttığında yeniden yanıma aldım bir kaç gün. Bu konuda çok katı kuralları olan bir anne olmadım hiç. Çocuklarım canları her istediğinde yanıma gelip, benimle uyuyabileceklerini hep bildiler. Çünkü bazen de benim canım istiyor, gidip sokuluyorum yanlarına…

Bu süreçte bazı çocuklar, gün içinde de oldukça agresif olabilirken bazıları olmuyor. Dedim ya, bu işin bir kuralı ya da standartı yok herkese uygulanacak. Anne olarak, çocuğunu en iyi sen bilirsin, içgüdülerini kullan ama fazla duygusallaşıp da olayı dramatize etme. Ben kendime engel olmasam, son bir aydır ağlayarak gezerdim kesin. Tamam ağlamadım mı? Ağladım ama sonra göz yaşlarımı silip şükrettim; emzirebildiğim için, emzirmekten bu kadar keyif aldığım için.

Memeden kesme bir süreç ve inan bana, doktorların verdiği acı ilaçlardan çok senin bu süreci aceleye getirmemem ve kademeli olarak memeden kesmen önemli. Psikologlara danışman, daha önceki deneyimlerinden yararlanmam, arkadaşlarından akıl alman, yazılar, makaleler okuman elbette faydalı ama en son kararı sen ve çocuğun belirleyecek.  Umarım bu yazı benzer süreçlerden geçen diğer annelere de yardımcı olur.

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.