Neden basit ve mutlu yaşam?

IMG_2095

Hayatta isteyip de yapamadığın şeyler için hep bahanelerin var mıdır? Bir düşünsen… Benim vardı mesela. Hem de ne bahaneler. Başıma gelen her şeyin olmasa da, bir çok şeyin sebebi benim dışımdaki faktörlerdi. Hatta kendi başıma gelenleri geçtim, dünyanın bile git gide daha yaşanmaz bir hale gelmesinin sebebi, yine benim dışımdaki faktörlerdi. Kendimce ben haklıydım, elimden geleni yapıyordum, duyarlıydım. Ama işte, benim gibi düşünmeyen, benim gibi olmayan, benden bağımsız olan her faktör zorlaştırıyordu hayatı. Şimdi düşünüyorum da ne büyük haksızlık etmişim içinde yaşadığım evrene.

Ben kendim için ilk adımı atmaya bundan tam beş-altı yıl önce karar vermiştim. Bakıyorum şimdi beş yıl önceki benle şimdiki bana, ve ne diyorum biliyor musun? Ben, şimdiki beni daha çok seviyorum. Başkaları mı? Ben kendimden razı oldukça, başkalarının benim hakkımda nasıl düşündüğü benim bakış açımı hiç etkilemiyor  açıkcası.

Çocuklarım evin duvarlarını boyuyor, ben onlara “ne güzel resim yapmışsın” diyorum. Evime gelen her kimse, ne kadar pis ya da umursamaz olduğumu düşünebilir. Bu onun algısıdır.

Her iş çıkışı kendime, ama sadece kendime, en az 1 saat vakit ayırıyorum. Nasıl keyif alıyorum anlatamam. Bir nevi deşarj oluyorum sanki. Başkaları, benim bencil olduğumu düşünebilir. Bu da onların algısıdır.

Peki sinirlerimi mi aldırdım ben? Elbette hayır. Yine sinirimi bozan, ya da keyfimi kaçıran benim dışımda durumlar oluyor. Ama bunu çok çabuk fark ediyorum, çünkü farkındalıkla yaşamaya çalışıyorum. Ve bu keyifsizlik ve sinir bozucu anlar çok kısa sürüyor. Kısa sürmesi için kendimle iletişim içinde oluyorum çünkü. “Haydi ama, başkalarının algısı yüzünden eve sinirli gitme” diyorum mesela.

Her şey değişiyor her saniye. Çevrende gördüğün her bir şey. Sen de değişiyorsun. Her an yeni seçimler yapıyorsun ve onların sonuçlarını yaşıyorsun. O zaman senin elindeyse sonuçlarını şekillendirmek, neden kendini mutsuz edesin ki?

Ben neyi kastediyorum basit ve mutlu yaşamdan biliyor musun? Öyle felsefi bir yaşam tarzı değil, her gün uygulanacak ufak tefek şeylerle hayatında büyük farklar yaratmandan bahsediyorum.

Adına “basit ve mutlu yaşam” dedim çünkü ikisi arasındaki ilişkiyi çok sevdim. Sen hayatını başta kendin için basitleştirip, sadeleştirdikçe kaçınılmaz olarak daha mutlu oluyorsun. Dünyayı kurtarmıyorsun evet, ama işe kendinden başlayarak dünya için de küçük bir adım atıyorsun.

Sürekli şikayet ediyoruz; insanlardan, memleketten, dünyanın halinden, çocuklarımızdan, işimizden, eşimizden, hayattan ama bir şeyleri düzeltmek için adım atmıyoruz çoğu zaman maalesef, belki de atacağımız en büyük adımın işe kendimizden başlamak olduğunu bilmediğimizden. Küçücük damlalardan oluşmuştur okyanuslar. Kendin için, yaşamının sorumluluğunu alıp şikayet etmekten vazgeçtiğin anda, küçücük bir damla da sen eklersin o okyanusa. Ve sen de,  etrafındakilere bildiklerini anlatırsan, paylaşırsan yepyeni kocaman okyanuslar oluşabilir.

O yüzden ben de kendimdekileri paylaşmak, iki çocuklu hayatının her anından keyif alarak geçmeyi amaçlayan bir anne olarak yaptığım yolculuğu diğer annelere de göstermek, onları cesaretlendirmek için basit ve mutlu yaşam dedim.

‘Basit ve mutlu yaşam’ kesinlikle varılacak bir nokta değil, aksine içinden geçilecek bir süreç, bir yaşam tarzı ya da  bir deneyim, artık hangisini derseniz. Basit ve mutlu yaşam, kaçıp uzaklara gitmek değil, kalıp var olanla mücadele etmek ve kasıtlı yaşamak. Ama en önemlisi de farkında olarak yaşamak.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.