Ödevler vs Aileler

Aslında konuya damardan girecektim ama neticede ben de bir eğitimciyim ve mahalle baskısından korktum. O yüzden biraz daha yumuşatarak yazacağım bu konunun özünü. Bir de klişe bir laf edeceğim yazımın başında müsaade ederseniz “burada eğitimci kimliğimle değil anne kimliğimle yazacağım”. Burada derken yani, tam şu an, bu yazıda demek istiyorum.

Gelelim işin özüne.

Öncelikle ödev konusu aile, öğretmen ve çocuk üçgeninde irdelenmelidir. Bu üçgene pekala Bermuda şeytan üçgeni de denilebilir. Ama şeytanı hiç karıştırma derseniz, o zaman bildiğimiz normal, sıradan bir üçgen de olabilir tabii.

Ödev dediğimiz şey, aslında öğrencinin okulda öğrendiklerini tekrar etmesine olanak sağlayan bir pratik etme biçimidir. İçinde ikamet ettiğimiz eğitim sistemi, isteyen istediği kadar ödeve karşı çıksın, maalesef ödevi destekleyen ve hatta ödevi temel destek alan bir eğitim sistemidir. Konunun sıkıcı detaylarına hiiç girmeyeceğim.

Ama dedim ya, şu an için bu sistemde ödevler var olmaya devam edecek.

img_3352

Peki o ödevler kim için veriliyor?

O ödevler elbette çocuğunun sınıfta öğrendiklerini pekiştirmek için veriliyor lakin çocuğunun basketbol antremanında bile elinde ödevle çocuk peşinde koşan veliler var bu dünyada. Hatta onu da geçtim, çocuğu basketbol oynarken, oturduğu yerden çocuğunun ödevini yapan veliler de var. Abarttığımı mı düşünüyorsun? Ah, bu gözler neler gördü…bu kulaklar neler işitti…

Her neyse.

dev

Peki veliler deli mi? Niye çocuğunun ödevlerini yapıyor?

Bence deli değiller. Onlar fedakar ve cefakar (!) ana babalar çünkü çocuklarının ödev yapmamış olarak okula gitmesini engelliyorlar. Çünkü okulda ödev yapmamanın bir bedeli var ve öğretmen o bedeli paşa paşa ödetiyor çocuklara.

Bu durumda genel olarak şöyle bir manzara çıkıyor ödevli ve çocuklu ortalama bir yurdum insanı evinde:


Bütün gününü okulda geçirmiş bir çocuk. Eve geldiğinde anne babasıyla toplasan 3 saat vakit geçirme şansı var. Anne babanın da çocuğuyla zaman geçirmek için hemen hemen aynı süresi var. Bu zaman diliminde ailede herkes gergin. Çünkü ödevler var. Çocuğun ödevini yapması için sürekli zorlayan bir anne baba. Anne babasıyla az da olsa oyun oynamak ve vakit geçirmek isteyen bir çocuk.


O zaman böyle bir ortamda nerde çocukluk? Nerde oyun? Anne babayla doya doya geçirilen keyifli zamanlar?

Okuldaki sistem buysa, o zaman huzurlu akşam yemekleri yerini gergin ödev konuşmalarına mı bıraktı?

Aslında yapılması gereken ama yapması yürek isteyen bir şey var:  “ödevini yapmayan çocuğun, bunun sonuçlarına katlanmasına izin vermek”.

Ama o zaman da öğretmen gelip, anne babanın kulağını çekebiliyor, di mi? Hadi buyur burdan yak! Yani diyelim ki anne baba bıraktı çocuğun peşinden ödev diye koşmayı ve çocuğa bu sorumluluğu verdi ve kenara çekildi. O zaman çocuğun öğretmeni devreye girip, o anne babayı bir güzel azarlar mı?

Bu da bir sonraki yazıda….

Ödevler vs Aileler” üzerine 2 yorum

  1. Selen dedi ki:

    Okul ilk açıldığı günden beri bu düşünceler içinde kaybolup duruyorum. Ben bu çocuğun annesiyim, öğretmeni değilim. Öğretmeni okulda çünkü; peki ben niye çocuğumla saatlerce ders çalışmak zorunda bırakılıyorum diye..Kendi kendime konuşuyorum, söyleniyorum, homurdanıyorum sıklıkla.. İşin içinden çıkamıyorum..
    Sonraki yazınızı da heyecanla bekliyorum.
    Sevgiler,
    Selen

  2. selen dedi ki:

    Zaten hiç birimiz işin içinden çıkamıyoruz çünkü işin temeli bozuk. Ben de onu göstermeye çalışıyorum. Aile, öğretmen ve çocuk…hepsi hatalı hepsi masum…
    Sevgiler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.