Basit ve Mutlu Yaşam – Bir annenin dönüşüm hikâyesi

Aslında her şey 2009 yılında anne olmamla başladı. 26 yaşımdaydım. Çevremde bırak çocuk doğurmayı, henüz evlenmeyi bile düşünen, doğru dürüst bir arkadaşım bile yoktu. Herkesin kafası, yapacağı kariyerde, gezeceği göreceği yeni ülkelerde, seyahatlerde, gideceği dans kurslarında, izleyeceği tiyatro oyunlarında, filmlerde iken, yani kısacası üniversite sonrası çevremdeki çoğu kişi kendi hayatını özgürce yaşayacağı bir dönemi deneyimlerken, ben sırtımdan soğuk terler dökerek bebek emzirmeye çalışıyordum.  Okumaya devam et

İskenderun usulü kömbe

Hobilerim arasında kurabiye pişirmek olduğunu daha önce çok kez söylemiştim. Kurabiyeyi yemekten çok, hazırlayıp, pişirmek beni daha çok mutlu ediyor. Bir de, kurabiyenin eve yayılan hafif tatlı, sıcacık kokusu… Evi yuva yapan detaylardan biri benim için… Sonrasında da, o kurabiyeleri yanında bir bardak tavşan kanı çay, bir kupa sütlü kahve ya da koca bir bardak buz gibi soğuk sütle yemek, en güzel tatlı keyfi bana. Okumaya devam et

Planlar alt üst olduğunda yapılacak en iyi iki şey

Bir anne için, kendine vakit ayırabileceği en değerli zamanlar, çocukların uyuduğu anlardır, bunu anne olan herkes bilir. Bu uykunun ise en makbulü öğlen uykusu zamanıdır ki o da eğer çocuğunun öğlenleri uyuma alışkanlığı varsa, yoksa mecbur gece uykusunu bekleyeceksin. Ama şu da çok bilinen bir gerçektir ki, sen çocuğunun uyuduğu zaman için plan yaparsan, o çocuk planlarını hisseder ve her zamankinden farklı bir saatte uyur ya da uyumaz, ya da uyanmaz. Okumaya devam et

Çok anne hiç anne

Günümüzün en moda tabirlerinden biri multitasking, yani özünde bir koltuğa on karpuz sığdırabilmek… tek bir görev insanı değil, çoklu görev insanı olabilmek… elini attığın her işten alnının akıyla çıkabilmek. Ve bu tabirden elbette, anneler de payını alıyor. Öncelikle, her işi yapabiliyor olacaksın. Yok öyle sadece çocuğunu büyütüp onunla ilgilenmek. O ne öyle? Ne banal… Okumaya devam et

Ödevler vs Çocuklar

Aslında bu yazıyı ödevler konusuna ilk başladığımda yazıp bitirmeliydim ama araya başka mevzular ve bir adet yer fıstıklı kurabiye tarifi girdi. Sağlık olsun.

Ödevlerin aileler ve öğretmenler tarafından neler ifade ettiğini ve bu durumun eğitim sistemi içinde öğretmenleri ve aileleri nasıl etkilediğini yazmıştım daha önceki yazılarımda. Okumaya devam et

Basit yaşam mı?

Etrafımdakilere ilk olarak basit yaşam dediğimde, ki bu yaklaşık bi 6 yıl önceye falan tekabül ediyor, edindiğim ortak görüş şu idi; basit yaşam sorumsuz yaşam demek. Bir nevi kafayı sadece doğal ve ekolojik yaşama, geri dönüşüme ve organik beslenmeye takmış, sürekli yoga yapan, hiçbir teknolojik aleti kullanmayan ve durmadan kendiyle uğraşıp duranların benimseyeceği bir yaşam biçimi. Okumaya devam et

Basit ve mutlu yaşam

Kendinde sevmediğin veya değiştirmek isteyip de değiştiremediğin ne varsa, evren karşına hep onu çıkartıp durur. Ta ki sen anlayana kadar..

Ben de senin gibi şehir hayatının içine sıkışmış, içinden çıkılmaz gibi görünen görev ve sorumlulukların altında kaybolmaya başlamış, ev hayatı, iş yaşamı, özel yaşam, eş, çocuk derken Okumaya devam et

Yer fıstığı ezmeli kurabiye

Geldi ya sonbahar, havalar soğumaya başladı, kışlıklar çıktı, gözler uzaktan uzaktan atkı-bereye kaydı ya tamam işte, kurabiye sezonu açılmıştır bizim evde. Dışarının soğuğuna inat, evin içine, fırından yayılan bir sıcaklık hakim olmalı böyle havalarda. Eve adımını atar atmaz burnuna gelmeli huzurun kokusu. Olmaz mı dersin huzurun kokusu? Olmaz olur mu! Benim için o koku kurabiyeden yayılan o şekerli kokudur mesela. Okumaya devam et

Çocukla basit yaşam mı?

Çocukla basit bir yaşam mümkün mü? Evet, bence mümkün ve hatta mümkün olmanın yanısıra bu durumun aksi insanı çıldırtabilir (özellikle de anne kişisini). Çocuklar zaten başlı başına bize muhtaç ayrı bireyler; yedir, içir, giydir, gezdir, okut, oyunlar oyna… ve daha bir sürü şey. Yani kimse çocuklu hayatın çok kolay olduğunu iddia edemez. Üstelik evin içinde kapladıkları alan da kendi fiziksel boyutlarından çok daha fazla, hele hele henüz çok küçükken. Neler mi var? Okumaya devam et

Ödevler vs Aileler

Aslında konuya damardan girecektim ama neticede ben de bir eğitimciyim ve mahalle baskısından korktum. O yüzden biraz daha yumuşatarak yazacağım bu konunun özünü. Bir de klişe bir laf edeceğim yazımın başında müsaade ederseniz “burada eğitimci kimliğimle değil anne kimliğimle yazacağım”. Burada derken yani, tam şu an, bu yazıda demek istiyorum. Okumaya devam et