Planlar alt üst olduğunda yapılacak en iyi iki şey

Bir anne için, kendine vakit ayırabileceği en değerli zamanlar, çocukların uyuduğu anlardır, bunu anne olan herkes bilir. Bu uykunun ise en makbulü öğlen uykusu zamanıdır ki o da eğer çocuğunun öğlenleri uyuma alışkanlığı varsa, yoksa mecbur gece uykusunu bekleyeceksin. Ama şu da çok bilinen bir gerçektir ki, sen çocuğunun uyuduğu zaman için plan yaparsan, o çocuk planlarını hisseder ve her zamankinden farklı bir saatte uyur ya da uyumaz, ya da uyanmaz. Okumaya devam et “Planlar alt üst olduğunda yapılacak en iyi iki şey”

Çok anne hiç anne

Günümüzün en moda tabirlerinden biri multitasking, yani özünde bir koltuğa on karpuz sığdırabilmek… tek bir görev insanı değil, çoklu görev insanı olabilmek… elini attığın her işten alnının akıyla çıkabilmek. Ve bu tabirden elbette, anneler de payını alıyor. Öncelikle, her işi yapabiliyor olacaksın. Yok öyle sadece çocuğunu büyütüp onunla ilgilenmek. O ne öyle? Ne banal… Okumaya devam et “Çok anne hiç anne”

Ödevler vs Çocuklar

Aslında bu yazıyı ödevler konusuna ilk başladığımda yazıp bitirmeliydim ama araya başka mevzular ve bir adet yer fıstıklı kurabiye tarifi girdi. Sağlık olsun.

Ödevlerin aileler ve öğretmenler tarafından neler ifade ettiğini ve bu durumun eğitim sistemi içinde öğretmenleri ve aileleri nasıl etkilediğini yazmıştım daha önceki yazılarımda. Okumaya devam et “Ödevler vs Çocuklar”

Basit yaşam mı?

Etrafımdakilere ilk olarak basit yaşam dediğimde, ki bu yaklaşık bi 6 yıl önceye falan tekabül ediyor, edindiğim ortak görüş şu idi; basit yaşam sorumsuz yaşam demek. Bir nevi kafayı sadece doğal ve ekolojik yaşama, geri dönüşüme ve organik beslenmeye takmış, sürekli yoga yapan, hiçbir teknolojik aleti kullanmayan ve durmadan kendiyle uğraşıp duranların benimseyeceği bir yaşam biçimi. Okumaya devam et “Basit yaşam mı?”

Basit ve mutlu yaşam

Kendinde sevmediğin veya değiştirmek isteyip de değiştiremediğin ne varsa, evren karşına hep onu çıkartıp durur. Ta ki sen anlayana kadar..

Ben de senin gibi şehir hayatının içine sıkışmış, içinden çıkılmaz gibi görünen görev ve sorumlulukların altında kaybolmaya başlamış, ev hayatı, iş yaşamı, özel yaşam, eş, çocuk derken Okumaya devam et “Basit ve mutlu yaşam”

Yer fıstığı ezmeli kurabiye

Geldi ya sonbahar, havalar soğumaya başladı, kışlıklar çıktı, gözler uzaktan uzaktan atkı-bereye kaydı ya tamam işte, kurabiye sezonu açılmıştır bizim evde. Dışarının soğuğuna inat, evin içine, fırından yayılan bir sıcaklık hakim olmalı böyle havalarda. Eve adımını atar atmaz burnuna gelmeli huzurun kokusu. Olmaz mı dersin huzurun kokusu? Olmaz olur mu! Benim için o koku kurabiyeden yayılan o şekerli kokudur mesela. Okumaya devam et “Yer fıstığı ezmeli kurabiye”

Çocukla basit yaşam mı?

Çocukla basit bir yaşam mümkün mü? Evet, bence mümkün ve hatta mümkün olmanın yanısıra bu durumun aksi insanı çıldırtabilir (özellikle de anne kişisini). Çocuklar zaten başlı başına bize muhtaç ayrı bireyler; yedir, içir, giydir, gezdir, okut, oyunlar oyna… ve daha bir sürü şey. Yani kimse çocuklu hayatın çok kolay olduğunu iddia edemez. Üstelik evin içinde kapladıkları alan da kendi fiziksel boyutlarından çok daha fazla, hele hele henüz çok küçükken. Neler mi var? Okumaya devam et “Çocukla basit yaşam mı?”

Ödevler vs Aileler

Aslında konuya damardan girecektim ama neticede ben de bir eğitimciyim ve mahalle baskısından korktum. O yüzden biraz daha yumuşatarak yazacağım bu konunun özünü. Bir de klişe bir laf edeceğim yazımın başında müsaade ederseniz “burada eğitimci kimliğimle değil anne kimliğimle yazacağım”. Burada derken yani, tam şu an, bu yazıda demek istiyorum. Okumaya devam et “Ödevler vs Aileler”

“Emile” – Ekim ayı kitabı

Elbette her kitap herkeste aynı etkiyi bırakmaz çünkü özünde hepimizin hayat görüşü, öncelikleri ve beklentileri çok farklı. Nasıl aynı resme bakıp, farklı şeyler görebiliyorsak, aynı kitapları okuyup farklı görüşlere de odaklanabiliriz. Hatta kendimiz bile daha önce okuduğumuz bir kitabı, yeniden okuduğumuzda eksik bulabilir, beğenmeyebilir ya da tam tersi çok daha fazla beğenebiliriz. Okumaya devam et ““Emile” – Ekim ayı kitabı”

Neden kapsül gardırop?

Bu kadar yazıyorum kapsül gardırop hazırlamakla ilgili o zaman bu işe neden girişilir ondan da bahsedeyim biraz. Yaklaşık 3,5 aydır bu işe soyundum ve şimdi tazecik bilgilerimi ve de deneyimlerimi kısaca paylaşayım. Öncelikle belirtmek isterim ki, bu kapsül gardırop dediğimiz olguya dair bir çok seçenek mevcut. Yani sadece 15 parça ile gardırop hazırlayan da var 40 parça ile de.

Kimine göre bu iş bir çeşit moda akımı ve gelip geçici bir heves, kimine göre ise gerçekten sadeleşmek adına atılan önemli bir adım. Okumaya devam et “Neden kapsül gardırop?”