“Sizin hiç maviniz var mı?” – Temmuz ayı kitabı

IMG_6055Şimdiye kadar çok merak ettiklerim hep başıma geldi; çok korktuklarımla, kaçmaya çalıştıklarımla, kafamı çevirip görmezden geldiklerimle en sonunda hep burun buruna geldim. Ve öğrendim ki, hayat, sen bazı şeyleri kabullenene kadar aynı sahneyi sana hep yaşatırmış ve hiçbir şey dışarıdan görüldüğü gibi değilmiş.

Özge Uzun’un kitabı Sizin Hiç Maviniz Var mı‘ yı bir kadın olarak gururla ve bir anne olarak müthiş bir empatiyle okudum. Her bir satırında kadınlığımdan, anneliğimden parçalar buldum.

Kitapta önce hayallerini,  genç kızlığını, Ankara’yı, lise yıllarını, işe ilk başladığı zamanları, kalp atışlarını anlatıyor sevgili Özge Uzun. Ve daha sonra oğlu Dağhan geliyor; özel bir çocuk. Ve Dağhan ile birlikte değişen annelik anlayışını, hayata bakışını, kadınlığını anlatıyor Özge Uzun.

Kitabı, en çok farkındalığımı arttırdığı ve görmezden gelmeye yatkın olduklarımı en doğal ve pozitif bir şekilde bana aktardığı için sevdim. Annelik dediğimiz süreçte hepimizin az ya da çok yaptığı bir hatadır çocuklarımızı başka çocuklarla, anneliğimizi başka annelerle karşılaştırmak. Oysa ki, çocuklarımızın da anneliğimizin de bir standartı, normal kabul edilen bir kriteri yok ki! Kitapta da bunu çok güzel dile getiriyor Özge Uzun “normal ne demekse” diyerek sık sık.

Bu kitapla ilgili benim çok sevdiğim bir diğer nokta ise, kitapta,  benim de hayat görüşü olarak kabul ettiğim, hayatıma uyguladığım basit yaşamın getirdiği sıradan mutlulukların dile getirilmesi. Ben de benzer durumlar içinden geçerek yaşadıklarımdan öğrendim hayatın basit olması gerektiğini ve mutluluk dediğimiz şeyin ufacık anlarda saklı olduğunu.

Dağhan’ın annesi olmak bana hayatta büyük dersler verdi. Beni büyüttü. Olduğum kişi yaptı. Ve bir taraftan kalbim parçalansa da hayata karşı beni iyileştirdi … Klişede değil, gerçekte küçük şeylerin aslında ne büyük mutluluk olduğunu öğretti. Normal, sıradan, basit bir hayatın en büyük hazine olduğunu fısıldadı kulağıma.

Ne benzerliktir ki, bana da tüm bunları öğreten yaşadığım ve kalbimi parçalayan tecrübelerim olmuştur. Kim bilir, belki bir gün bahsederim o tecrübelerden. Şimdi ise, bu blog sayesinde ve yazılarım sayesinde yaşadıklarımdan öğrendiklerimi, aldığım dersler sonucu değişen hayat görüşümü paylaşmaktan çok büyük keyif alıyorum.

Ve bu yazıyla ilgili son noktayı yine Özge Uzun koysun:

Komşunun tavuğu kaz görünür misali, herkes bir başkasının hayatına özeniyor, kendi şansının farkına varamıyor. Belki de bunu görmek için kendini kendi hayatının dışına atman gerekiyor. Ben de attım kendimi en uzağa.

Keyifli okumalar…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.