“Korku”

Stefan Zweig’ın ilk okuduğum kitabı Satranç idi. Ve o kısacık romandan o kadar etkilendim ki, eve Stefan Zweig serisi yaptım. Ve İlknur İgan’ın çevirisinden Korku‘da o serideki kitaplardan biri oldu. İş Bankası Kültür Yayınları’nın,  “Modern Klasikler Dizisi” serisinin yazarı ve kitaplarını daha da tanınır bir hale getirdiğini söylemeden geçemeyeceğim. Okumaya devam et

“Okulsuz Büyümek”

Çocuk eğitiminde fazlasıyla bireysel farklılıkların korunmasından yana biriyim ben. Kendim de bizzat eğitimci biri olduğum için, kendi derslerimde de buna oldukça önem veriyorum. Aşırı standart, katı kurallarla bezenmiş, tek çeşit bir ders işlemek sadece bana değil, sınıfımdaki öğrencilere de eziyet olur bence. Okumaya devam et

Basit ve Mutlu Yaşam – Bir annenin dönüşüm hikâyesi

Aslında her şey 2009 yılında anne olmamla başladı. 26 yaşımdaydım. Çevremde bırak çocuk doğurmayı, henüz evlenmeyi bile düşünen, doğru dürüst bir arkadaşım bile yoktu. Herkesin kafası, yapacağı kariyerde, gezeceği göreceği yeni ülkelerde, seyahatlerde, gideceği dans kurslarında, izleyeceği tiyatro oyunlarında, filmlerde iken, yani kısacası üniversite sonrası çevremdeki çoğu kişi kendi hayatını özgürce yaşayacağı bir dönemi deneyimlerken, ben sırtımdan soğuk terler dökerek bebek emzirmeye çalışıyordum.  Okumaya devam et

“Emile” – Ekim ayı kitabı

Elbette her kitap herkeste aynı etkiyi bırakmaz çünkü özünde hepimizin hayat görüşü, öncelikleri ve beklentileri çok farklı. Nasıl aynı resme bakıp, farklı şeyler görebiliyorsak, aynı kitapları okuyup farklı görüşlere de odaklanabiliriz. Hatta kendimiz bile daha önce okuduğumuz bir kitabı, yeniden okuduğumuzda eksik bulabilir, beğenmeyebilir ya da tam tersi çok daha fazla beğenebiliriz. Okumaya devam et