Yemek işi kolay

IMG_0065

Fakir sofrası

Ben kendi adıma kabul ettim ki, yaşamak için yiyeceksin; yemek için yaşayamayacaksın. Yemek yemeyi çok seven biri olarak, ben bunu kabul ettiysem, herkes kabul eder. Ha, kabul etmek zorunda mı herkes? Hayır elbette. Zaten konumuz da bu değil.

Yemek yeme işini, yaşama amaçlı yapınca, az ve öz olanı yemeye dikkat ediyorsun ister istemez. Böyle olunca da, işin içine farkındalık giriyor. Önceden dışarıdan aldığım her türlü kurabiye, börek ve bilumum yiyeceği mideme indirirken, lezzeti dışında zerre kadar içeriğine takılmıyordum. Ama az ve öz yeme alışkanlığını kazanınca, ister istemez seçicilik oluştu damak tadımda. Üstelik, evde de gurme lezzetler çıkmaya başladı ortaya. Gurme dediysem, mantar sote yatağında portakallı Pekin ördeği tarzında yemeklerden bahsetmiyorum yani. Bildiğimiz Türk usulü lezzetler işte.

Keyifle, özenle hazırlayınca yemeği, lezzeti bile o kadar farklı oluyor ki. Evde İnegöl köfte yapmaya başlayınca mesela, dışarıdan (kasap da dahil) yiyemez oldum İnegöl Köfteyi. Benzer şekilde kurabiye konusunda da, damağım çok ince detayları fark eder durumuna geldi.

Lakin, iki çocuklu bir hayat insana her zaman gurme lezzetler yeme şansı vermeyebilir. Çocuklardan biri hastaysa mesela, o gece hiç doğru dürüst uyumadığını varsayıyorum. O günün sabahında da, kendini yemek yapmaya mecbur hissediyorsan eğer, vicdanın rahat bir şekilde, hissetme! Ne çocuklar için, ne de eşin için vicdan azabı çekme.

Çünkü yemek işi kolay. Sevdiklerinle oturduğun bir sofrada yemeğin adı ve tadı çok da önemli değildir. Güler yüz, keyifle hazırlanmış bir sofra, özenle tabaklara konulup sunulmuş yemekler ne yediğinden çok daha önemlidir. Çünkü her ne kadar, yediğimizin keyfine sadece dokunma duyumuzla varıyoruz sansak da, görme ve koklama duyuları da etkiliyor yemekten aldığımız keyfi.

Bu bilgilerin ışığında, artık aile sofralarındaki sunum ile herkese her şeyi yedirebileceğini anlamışsındır. Elbette, çocuklara her seferinde omletten suratlar yaparak kahvaltı hazırlayacaksın diye bir şey yok. Ama en azından elindeki malzeme çok da rağbet gören bir şey değilse, onu allayıp pullayarak ortaya koyabilirsin.

Senin de, evde yemek yapamadığın zamanlar mutlaka oluyordur. E, olacak da tabii, sen de insansın her ne kadar anne de olsan. O zaman hane halkına yine de çok tatmin edici bir sofra kurabilirsin. Üstüne bir de güler yüz ekledin mi, her şey tamamdır.

İşte adımlar

  1. Evde ne varsa, peynir, zeytin, domates, dünden kalma poğaça koy güzel tabaklara.
  2. Tabaklara koyarken şekil yap, evet evet yetişkinlere bile.
  3. Sofraya en güzel Amerikan servisini ve masa örtünü ser (lütfen bunları misafirler için sakladığını söyleme!).

Yanına bir de mis gibi taze bir çay demledin mi, o sofrada yediğinin tadını, en benim diyen restoranda alamazsın.

Afiyet olsun:)

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.